Dönemedim…

 

Yerimden kalkacak gücü bulursam; gelecegin yöne kosmayi düslüyorum. Dizlerim, düslerim kadar hizli degil. Yari yalpa yürüyorum. Yürüdükçe gölgem ardimda uzuyor. Mart günesinin ilik isigi son bir çabayla yüzümden siyrilip yamacin derinliklerine saklaniyor. Iste yine kendimle kaliyorum. Içimdeki sessiz çiglik günbatimina karisiyor. Gözlerim; sönmeye yakin bir fener gibi.

 

Gelmiyorsun…

 

Sanki birazdan karsidan görüneceksin. Içim daraliyor. Sokaktan geçenler kalbimin vuruslarini duyacaklar diye korkuyorum. Aksam ayazinin içine incecik sizmis kokun geliyor. Içime çekiyorum. Kanim isiniyor.

 

Içimdeki çocuk hep sana yazmak istiyor. Gel gör ki, hep özlemini yaziyorum. Oysa, yazdiklarim özlem olmamaliydi. Sana; seni nasil deli divane sevdigimi, dünün seninle ne kadar güzel oldugunu, yarinin ne kadar güzel olacagini yazmaliydim. Yine de yana yakila sensizligi, o kahrolasi sensizligi yaziyorum.

 

Haklisin, böyle olmamaliydi. Senden ayrildigim ilk köse basina küfürler savurmak yerine, geri dönüp ölesiye kucaklamak vardi. Gözlerinde kaybolmak vardi.

 

Dönemedim…

Yazarı:Bilinmiyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 × 3 =

%d blogcu bunu beğendi: