Gözyaşı medeniyeti

ygafmin tarafından 5 Eylül 2012 tarihinde Kıssalar kategorisine eklendi.

Yazıyı okuyan kişi sayısı 87 ve yorum yapan kişi sayısı Yorum Yapılmadı.

Hemen Başla

İslam’ın ilk dönemlerinde Allah’tan çok korkan zahitlerin en belirgin özelliklerinden birisi, Allah korkusunun tesiri ile çok ağlamaları, çok mahzun olmaları ve dünyaya hiç değer vermemeleridir.

İslam’ın ilk dönemlerinde Allah’tan çok korkan zahitlerin en belirgin özelliklerinden birisi, Allah korkusunun tesiri ile çok ağlamaları, çok mahzun olmaları ve dünyaya hiç değer vermemeleridir.

Bunlardan biri de Veysel Karani’dir. Allah’tan çok korktuğu ve utandığı için başını hiç semaya kaldırmayıp, daima çenesi göğsünde bitişik olarak gezermiş. “Ümmetin rahibi” diye anılan Amir b. Abdullah da çok ağlayıp Peygamber’imiz gibi ayakları şişinceye kadar namaz kılarmış. Utbe b. Ebân ise öyle bir zahit imiş ki, “Dünyayı üç talakla (boşama hakkı) boşadım. Artık dönüş yok.” demiş ve çok ağlarmış. Allah korkusuna sevgi ve aşkın hakim olduğu Rabiatu’l-Adeviyye ise secdede başını secdeye koyduğu yeri çamur edecek kadar gözyaşlarını ceyhun ederdi. Zaten hepsinin örnek aldığı Hz. Peygamber’imiz de şöyle dememiş miydi?: “Benim bildiğimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız! Hanımlarınızdan yataklarda lezzet alamazdınız. Dağlara ve tepelere çıkardınız! Sizi görenler size deli derlerdi.”

Konuya ait etiketler

Görüşlerinizi bize yazın