HAYATIMDAKİ ÜÇ MUM 


- İki genç bayan bir araya gelmişler hararetli bir şekilde bir konuyu konuşuyorlardı. Elimde olmadan onlara kulak misafiri oldum. İstemeyerekte olsa onları pür dikkatle dinlemeye başladım. Ara sırada olsa çaktırmadan hem onları dinliyor hemde gözlerim konuşan bayana takılıyordu. Bir ara yanaklarından yaşlar süzüldüğünü gördüm. O hüzünlü gözlerden akan yaşlar, geçmişle gelecek arasında bir köprü kurmaya çalışan, kelimelerle bir bütün olarak birleşiyor yanaklarından süzülen her damla gözyaşında geçmişte yaşanan acı bir olayın izleri ortaya çıkıyordu. İstemeyerekte olsa kulak misafiri olduğum o sözlerden ziyade o gözyaşlarında ki su damlacıklarında kanı gördüm. Genç kadının her damla gözyaşında yüreğinin kan ağladığını hissettim. Bir an içim yandı yüreğimde bir şeyler sıkıştı. Boğazımda kelimeler düğümlendi. Yanağından süzülen o göz yaşlarını silmek üzere elimi uzatmak isterken sanki bir şeyler elimi kolumu bağladı. 

- Ona sus ağlama güzel kızım akıttığın bu gözyaşları benim yüreğimi dağladı. Nedir bu hayatın sana yaşattığı açıki bu yaşta karalar bağlıyorsun demek istedim. 

- İstedim ama maalesef, malesefki o konuşmalar karşısında susup kaldım. Sustum. Yüreğime taş bastım ve güzel kızımın anlattıklarına istemeyerekte olsa kulak misafiri olmaya karar verdim. Kim bilir bu genç yaşta bu güzel gizemli sır dolu gözlerinden göz yaşı yerine kan akıtabilen bu genç kadın ne tür bir acı yaşadı ki, gözleri etrafa korkarak bakıyor. Arkadaşıyla konuşurken sesi titriyordu. Kelimelerini sanki yarım yutarmış gibi cümleler tam anlamıyla anlam kazanmadan kesik kesik sonuca bağlamadan bir olayı anlatmaya çalışıyordu. Konuşmanın bir kadına bu kadar acı verdiğini ilk defa gözümle görüyor, kulağımla şahit oluyordum. Anlatmak istediği konuyu da merak ediyor oturduğum koltuğa sanki birileri beni bağlıyordu. 

- Kalkma dur dinle kim bilir beklide anlatılan olaydan sonra bir ders alırsın. Karşındaki insanın genç olduğuna aldanma kim bilir beklide o genç kadın yaşlı gönlü ile ne acılar yaşamış, ne gündüzleri gecelere eş olmuş, kim bilir beklide hayat mücadelesi vererek yaşam denen savaşla mücadele etmiştir. Bakarsın bu genç bayandan, yaşadıklarından bir ders alır, şu yaşlı gönlüne, yaşlı bedenine çok şükür beterin beteri varmış demeyi öğretirsin. Unutma ki yaşlı gönlün, yaşlı bedenin, hayatı uzun yaşamış olabilir ama bilesin ki uzun yaşamak sana uzun hayat tecrübesi vermez. Bilesin ki karşında duran bu genç beden beklide senden daha çok hayat tecrübesine sahiptir. Unutma ki yaşadığın her saniye, karşına çıkan her bedenden yaşanılan her olaydan insanlar mutlaka bir ders almalıdır. 

- Ders almasını bilen insan şükretmesini bilen insandır. Acılarla yoğrulup bütünleşip yaşamasını bilen insan küçük mutlulukların değerini bilen insandır. Kim bilir yaşlı gönlüm istemeyerek kulak misafiri olduğun bu olayda sana bir ders verecektir deyip tam kalkmak üzereyken tekrar oturdum. Orda olduğun halde kendimi fark ettirmemeye özen göstererek iki genç bayanın konuşmalarına kulak misafiri olmaya devam ettim. Biliyorum ki ve eminim ki kendimi dinlemek zorunda hissettiğim bu olay beklide beni çok üzecek beklide yaşlı gönlüm bu acıya dayanamayacak, kim bilir bu yaşlı beden anlatılanlar karşısında daha fazla dayanamayıp bu yaşlı kalp atışları kim bilir beklide son bulacak. Bulsun bulsun be gönlüm genç bir kadının göz yaşlarına derman olacaksa varsın olsun bu yaşlı gönül günü gelmeden dursun. Yeter ki yeter ki güzel allahım bu genç yürekler artık ağlamasın bu genç yüzler artık soluk kalmasın, yeter ki bu hüzünlü gözler den gözyaşı yerine kanlar akmasın. Bu gençler hayata sevgiyle sarılsın. Bilsinler ki sevginin açamayacağı kapı, çözemeyeceği sorun, giremeyeceği kalp, yakamayacağı ışık olmasın diye düşünsünler derken duygularımı genç kadına anlatmak isterken birden hıçkırık sesiyle kendime geldim. 

- Biliyormusun diyordu arkadaşına biliyormusun hayatım bugün çok korktum ve ağladım. 

- Neden dedi arkadaşı neden? Korktuğun nedir? Seni bu kadar etkileyen korkun nedir? Lütfen sakin olup bana anlatırmısın canım dedi. 

- Akşam akşam otururken ışıklar kesildi. Birden her taraf zifiri karanlık oldu. Bir an ne yapacağımı şaşırdım. Kendimi karanlık bir kuyuda hissettim. Elimle tutacak bir yerler aradım. Gözümün görmesi için bir damla ışık aradım. Ama yoktu arkadaşım ışık yoktu. Etraf çok karanlıktı. Bir an ellerimle tırmandığımı hissettim. O kuyudan çıkmak istiyorum diye bağırmaya başladım. Çok karanlıktı biliyormusun. Çok karanlıktı. Evim kocaman bir mezar gibi duvarlar üzerime üzerime geliyordu. Ellerimle çabalıyor. Aydınlığa çıkmaya çalışıyordum. Ama bir türlü çıkamıyordum. Bir an için daraldı. Kalbin sıkıştı, yoksa dedim yoksa ben öldümmü burası karanlık bir mezarmı allahım nerde pencerem nerede deyip bütün perdeleri açtım. Dışarı baktım. Gökyüzüne baktım. Gözlerime ışık verecek bir tane yıldız yoktu. Gökyüzü evimle anlaşmış tüm ışıkları kovmuş, sanki beni karanlıkla boğmak için işbirliği yapmışlardı. Gökyüzünü kara bulutlar sarmış, büyük bir sis tüm yıldızları kollarının arasına olarak gökyüzünü bir mum ışığı kadar ışıktan mahrum kılmıştı. Bir mum ışığı kadar ışık bile çok görmüş, geceyi gece yapan yıldızlar, karanlıkla eş olmuş aydınlığa eş koşmuştu. Yoktu hayatım yoktu uzaklarda bile bir damla ışık yoktu. Çok korktum arkadaşım karanlıktan çok korktum dedi. 

- Anlatılanlar karşısında birden ürperdim. Yani dedim yani altı üstü bir elektrik kesintisi için, altı üstü bir karanlık bir insanı nasıl olurda bu kadar korkutabilir. Nasıl olurda mahrurlu gözlerden kan akıtacak kadar genç bir kadını bu kadar etkileyebilir. Onu bu derece korkutup ağlatabilir dedim. 

- Arkadaşı sevgiyle sarılıp genç bayanın başını göğsüne koydu. Saçlarını okşayıp dostça ona sarıldı. Başını okşayıp saçlarını öptü. 

- Birtanem korkacak ne vardı hayatım. Madem bu kadar karanlıktı bir tane mum yaksaydın. Hem odan aydınlanır, hemde etrafa korkuyla bakmaz, odanı karanlık bir kuyu olarak görmez, yıldızların uzaktan verdiği minik bir ışıkla hem gözlerini ışıtır hemde gönlüne aydınlık doğardı. Bunda korkacak ne var güzel arkadaşım benim. Hadi sıkma canını. Kendini bu kadar üzme. Gideriz birlikte bir mum alırız. Bir daha elektrikler kesildiğinde gökyüzünde yıldızlar kaybolduğunda, o mumu yakar aydınlığı ile karanlık evini aydınlatır, gözlerinden korkuyu uzak tutarsın. Unutma ki tatlım bunlar gelip geçici korkular. Yeter ki yeter ki güzel arkadaşım senin hayatın kararmasın. Senin gençliğin, gelecek için güzel hayallerin, gönlünde alev alev yanan arzuların, ümitlerin kararmasın benim güzel arkadaşım. 

- Hayır dedi genç bayan hayır. Hayır bunu yapamam yapamam arkadaşım yapamam. Bunu benden sakın isteme o mumu asla bir daha yakmayacağım. Yakamam anlamıyormusun yakamam. Yakıpta onun yavaş yavaş erimesini seyredemem. Bu acıya bu yürek dayanmaz. Bu acıyı tekrar yaşamayı bu yürek kaldıramaz. Kaldıramaz arkadaşım kaldıramaz dedi. 

- Tatlım bunda dayanamayacak ne var altı üstü bir mum. Her yerde satılan aydınlanmak amacıyla kullanılan bir mum. Nedir bunun sakıncası, nedir bunun acısı dedi. 

- Genç bayan bunun bende acı bir hikayesi var diyerek başından geçenleri arkadaşına anlatmaya başladı. 

- Bilesin ki canım, minik bir ışık veren mum dediğin yanan o ışığa mum gözüyle bakma. Bilesin ki o mumlar ne karanlık gönüllere ışıklar vermiştir. Ne görüpte görmeyen gözlere aydınlık vermiştir. Ne sevgi dolu gönüllere aşk verip onları ateşiyle alev alev yakmıştır. Onlara mum deyip te gecme birtanem bilesin ki o mum benim geçmişim, belesin ki o mum benim hayallerim, düşlerim, yaşadığım geleceğimdir. 

Deyip başından geçen bir olayı, arkadaşlarının ona oynadığı bir mum olayını anlatmaya başladı. 

- Yıllar önceydi. Arkadaşlarım bana şaka yoluyla takılırlar, kendilerine kapris yaptığımı, çekilmez bir kadın olduğumu söyleyip, beni kızdırmaya çalışırlardı. Onların şaka yaptığını bilir bir gün beni mum yakıp arayacaksınız ama bulamayacaksınız derdim. 

- Nerde o günler sen kaybol da gideceğin yere bir an önce başımızdan gitte biz seni mumla ararız derlerdi. Derken bir gün arkadaşımın biri masamın üzerine süslü bir hediye paketi bıraktı. Bana hediyemi aldınız teşekkür ederim deyip sevincimi belirttim. Hayırdır arkadaşlar doğum günün de değil neden bana bir hediye alma gereksinimi duydunuz. 

- Arkadaşlarım gülerek masanın etrafında toplandılar. Hadi aç bakalım içinde ne var bizlerde merak ediyoruz. Bakalım arkadaşımız sana ne almış. Güzel bir hediye almanın heyecanıyla paketi açtım. 

- Açtım ve baktım. 

- Baktım şaşırdım. 

- Şaşırdım bir kelime söyleyemedim. 

- Bir şeyler gelip boğazımda düğümlendi. 

- Fakat fakat bu sadece bir mum. 

- Bu sadece kırmızı renkte, üstü desenli süslü bir mum. 

- Evet sadece bir mum dedim. 

- Arkadaşlarım evet mum dediler. 

- Evet mum. 

- Sana aldık. 

- Sen demezmisin bizlere birgün beni mum yakıp arayacaksınız diye bizlerde sana mum aldık sen gittiğinde yakıp seni arayalım diye. 

- Arkadan tüm arkadaşlarım kahkahayı bastılar. Onlarla birlikte işin eğlenceli yerini düşünüp bir an bende gülmeye başladım. Bir ateş alıp zevkle mumu yaktım. Masamın üzerine koyup onun yanmasını seyrettim. Bir müddet sonra mumu söndürüyor, arkadaşlarım bana seni ne zaman mumla arayacağız diye takıldıklarında mumu tekrar yakıyor onun yavaş yavaş erimesini seyrediyor bir taraftan da işlerimle meşgul oluyordum. 

- Bir gün mumu tekrar yakıp masanın üzerine koydum ve onun yanmasını seyrettim. Bir an bir anda içim yandı. Birden karşımda yanan bu mumun ateşi kalbimde büyük bir sızı bıraktı. Yanan minicik ışık veren mum değil, sanki yüreğimde şuramda büyük bir ateş yanıyor, içim alev alıyordu. Yavaş yavaş eriyen mum hayatımın bir gerçeğini gözler önüne seriyordu. Koca mum erimiş, dörtte üçü bitmiş geride hani bir çeşmeyi açarsında sular kesilmek üzeredir damla damla akarya, hani bir sabunu suyun içinde unutursunda dönüp baktığında onun suyun içinde eriyip küçücük kaldığını, yok olduğunu görürsünya işte öyle bir şey. Karşımda yanan mum yavaş yavaş eriyor gözümün önünde yok olup gidiyordu. 

- Birden tüm nefesimi toplayıp, sanki fırtınalar koparcasına büyük bir nefesle onu söndürdüm. 

- Hayır hayır seni yakmayacağım, gözümün önünde senin eriyip gitmene izin vermeyeceğim. 

- Senin yok olmana asla izin vermeyeceğim. 

- Senin yok olmanı hayatımdan çıkıp gitmene asla müsaade etmeyeceğim. 

- Bir daha asla kaybetmeyeceğim. 

- Bir daha asla sahip olduğum, hayatıma anlam veren bir parçamın yok olmasına beni bırakıp gitmesine, gözümün önünde erimesine asla izin vermeyeceğim. 

- Vermeyeceğim allahım vermeyeceğim. 

- Vermeyeceğim. 

- Vermeyeceğim. 

- Hayatımda hiçbir ışığın bir mum ışığı dahi olsa sönmesine izin vermeyeceğim. 

- O ışıklar yıldızlar kadar uzakta olsa gözüm, gönül gözüm görebildiği hiçbir ışığın sönmesine izin vermeyeceğim. 

- Bu minik ışıklar uzakta olsa, bu minik ışıklar hayallerim kadar ulaşılmazda olsa, bu minik ışıklar sadece rüyalarımı da aydınlatsa, onların sönmesine asla izin vermeyeceğim. 

- Bir daha asla mumları yakıp onların erimesine gözümün önünde yavaş yavaş yok olmasına izin vermeyeceğim dedi. 

- Bir anda şaşırdım. 

- Ne demek istediğini konuyu nereye getirmek istediğini, mumum insan hayatında bu denli iz bırakmasına, onun yanıp küçük ışıklar vermesinin genç bir kadının hayatında bu denli acı izler bırakmasına, geçmişte yaşadığı olayla bir mumun yanması arasında nasıl bir denge kurmaya çalıştığına anlam veremedim. 

- Ki ben bu yaşıma kadar yaşamış, hayat tecrübesine sahip bir insan olarak, altı üstü küçük bir mumun yanmasının bir insan hayatında koca bir doğal felaketmiş gibi izler bırakmasına onun yaşamında bu denli derin yaralar açmasına anlam veremedim. 

- Hay Allah bu yaşıma geldim bu kadar ilginç bir olay daha yaşamamıştım. Başımı bir o tarafa bir bu tarafa sallayıp, genç bayanın anlattıklarının sonunu büyük bir merakla dinlemeye başladım. 

- Bu arada arkadaşı arkadaşının gözlerinden süzülen yaşlarla ıslanan güzel yanaklarının ellerinin arasına alarak gözlerinin içine büyük bir sevgiyle bakarak, 

- Canım, canım ne oldu sana neden basit bir olay seni bu kadar etkiledi. Nedir bana anlatmaya çalıştığın. Bir mumun yanması senin hayatını neden bu kadar etkiledi. Bu karanlık korkuların nedir. Neden karanlıktan korkuyorsun. Neden mum yakmıyorsun. Yaktığın mumların erimesinden, yok olmasından korkuyorsun. Hayatında yok olan nedir. Yavaş yavaş eriyip senin hayatından çıkıp giden, kaybettiğin nedir. Nedir canım nedir. Nedir. 

- Genç bayan gözlerinden süzülen kan damlacıklarını yanaklarından silerek bin ah çekti. Bir an susup derin bir nefes aldı. Beklide anlatamaya nerden başlayacağını, yanıp eriyen bir mumla hayatında yaşadığı acı olayı aynı teraziye koyup, bu iki olayı nasıl aynı dengede tuttuğunu arkadaşına nasıl anlatacağını düşündü. Bir müddet sessizlikten sonra, genç bayan arkadaşına dönerek, hüzünlü gözlerle onu önce söyle bir süzdü. Karşısında pırlanta gibi parlayan bir çift göz, mutluluğu yüzünden okunan bir yüz ve dilinden sevgi sözcükleri akan, dudağından mutluluk gülücükleri eksik olmayan bir bayan oturuyordu. Onun kendisini anlamasını beklemiyordu ama o sıcak bir dosttu ve ona sevgiyle sarılmıştı. Kim bilir beklide unuttuğu sandığı sıcak kucağın saran kollarını karşısındaki bu arkadaşı ona vermişti. Yüzünde küçük bir tebessümle başından geçen acı olayı, hayatının en büyük ateşisin nasıl söndüğünü, kalbini sevgisiyle dolduran, gönül gözünde nurlar yaratan, aşkıyla genç kalbini alev alev yakan ateşin bir gün gelip nasıl yok olduğunu, karanlık gecelerde yıldızlara meydan okuyan ışığıyla, sıcak yuvasında ışığın tüm sıcaklığını sunan ateşin nasıl söndüğünü, genç gönül gözünün kör olup, aydınlık bir ışığı aradığını, yüce tanrının verdiği güneş karşısında gönül gözüyle bir mum ışığına hasret kaldığını, uzun gecelerin gündüzlere eş olduğunu, genç gönlünün viraneye dönüp, bir çift gözüyle gönül gözü arasında çarmağa gerildiğini, hayatına anlam veren yaşama ümidi olan büyük bir ümitle ona gönül bağlayan, gelecek için kurduğu hayallerin yanıp kül olduğunu gören, yaşadığı o kısacık bir tutam kadar mutluluklarla avunacak, geçmişin izlerini gönlünden koparıp atmayan, gelecek için ümit bağladığı gözünün önünde bir mum gibi eriyip giden yok olan sevdiğinin yok olmasını anlattı. O mumun söndüğünü ve bir daha asla yanıp hayatına minicik bir ışık veremeyeceğini anlattı. 

- Bir süre iki bayanda sustu. Bir an nutkum tutulmuştu. Ne diyeceğimi, nasıl bir tepki vereceğimi bilemiyor, bir mumun insan hayatında bu kadar etkili olmasına, onunla eş değer tutulmasına, bir insanla bir mumun aynı kefeye konup, bir canlı ile bir mum ışığının bir başka insan gözünde eş değer olmasına anlam verememiştim. Demek ki ne kadar yaşlı olursan ol, ne kadar bilgili olursan ol, ne kadar hayat tecrübesine sahip olursan ol, bir insanın yaşamı boyunca bir başka insandan öğreneceği çok şeyler var diye düşündüm. İlk defa böyle bir olay yaşıyor, ilk defa böyle bir tutkuya tanık oluyor, hayatımda ilk defa bir mum ışığının insan hayatında ne kadar önem kazandığını anlıyordum. Hay Allah deyip sustum. Sustum ve dinlemeye devam ettim. 

- Peki dedi arkadaşı peki senin hayatındaki o iki mumda söndümü. Artık o mumlar yanmayacakmı. 

- Hayatına aydınlık veren gönlüne ışık veren, gözlerinin pırıltısını mutluluğunu yüzüne yansıtan çokta uzaklarda olsa o mumlar artık yanmayacakmı. 

- O mumlar sonsuza kadar senin hayatından çıkıp gittimi. 

- Gönlüne ümit veren, gönül gözünü aydınlatan, küçük şıvgısıyla yüzüne mutluluk tebessümü konduran o mum ışığı hayatına artık girmeyecekmi? 

- Sevgisiyle sana yol gösteren, ayağın takılıp yere düştüğünde önünü aydınlatıp elinden tutup kaldıracak bir mumun olmayacakmı? 

- Seni karanlıktan koruyacak, karanlık gecelerinde yıldızlarıyla sana eş olacak, çok çok uzaklarda da olsa gönlüne sevgi tomurcukları koyacak küçücük bir mum ışığın olmayacakmı? 

- Tatlım bir tanem güzel arkadaşım gerçek sanılan şu yalan dünyayı bir kenara bırak, hayallerini süsleyecek, rüyalarında sana eş olacak, sevgisiyle büyük aşkıyla viran gönlünü keşfedecek bir mum ışığın olmayacakmı? 

- Gönül gözüyle dünyayı görmek için kalbinde bir kıvılcım yakacak bir gerçek bir sevdiğin, eşin gönlünün eri gönül bağında yanacak bir mum olmayacakmı? Olmayacakmı? Dedi. 

- Tabiki var dedi. Genç bayan tabiki var. 

- Geçmişte yaşadığım iki mumum söndü. Artık onlar yanmayacak, yaşadıklarımla birlikte onlar geçmişte kaldılar. Ama şimdi 

- Ya şimdi. Güzel allahım yüce yaradanım beni gördü. Alnıma kader çizgimi çizen, geleceğimi tek bilen beni yaradan iki mumumu söndürdü ama ummadığım bir anda, hiç beklemediğim, her şeyden ümidimi kestiğim, yaşamla ölüm arasında gidip geldiğimi görüp, karanlık yerine aydınlığı görebilmem için elime bir mum verdi. 

- Al al bunu bu senin son şansın, bu sana verilen ve hayatın boyunca sahip olabileceğin son mum dedi. 

- Karanlık dünyamı aydınlatan, gönül gözümün görmesini sağlayan, kuruyup çöle dönen gönül bahçemde güller açtıran, sevgisiyle büyük aşkıyla yaşlanan ve tüm güzelliklere küsen bu kalbe hayat veren, dostluk sevgisini tattırıp, cansız varlıklardan medet umarken büyük dostluğu ile gönlümde taht kuran, büyük şevkati uzaktanda olsa kollarıyla bize kol kanat geren sahiplenen, aşk suyu ile kuruyan dallarımızı sulayarak hayatımıza hayat katan, anlam veren, bir yıldız kadar uzak, nefesimiz kadar yakın, bir mum ışığı kadar sevgisiyle yuvamızın üzerindeki karanlıkları kovan, sıcaklığı ile bizleri ısıtan, bir mum verdi yaradanım bana. 

- Bir daha asla yakmayacağım yakmalara kıyamayacağım, yanıpta erimesine asla izin vermeyeceğim, gören gözüm, atan kalbim, ayakta tutan bedenim, doğurduğum canlarım, yavrularım, beni dünyaya getiren anam, babam, beni var eden yaradan kadar değerli bir mum verdi tanrım bana. 


- Onun sıcaklığını onun ateşini, onun sevgisiyle saran büyük aşkını, onun yaralı gönlüme derman olan dostluğunu, yıllardır arayıpta bulmaktan tam ümidimi kestiğim, bir anda karşıma çıkan bu mumu öylesine saklayıp sahipleneceğim ki gözümün nuru gönlümün nuru olan bu mumu yakıp gözümün önünde eriyip gitmesine asla izin vermeyeceğim. 

- O mum tanrı tarafından bana armağan edilmiş, en büyük hediye. 

- Gözlerim gördüğü, kalbin attığı, bedenim yaşadığı, elim tuttuğu sürece o mumu elimde tutup, gönlümün en güzel yerinde saklayacağıma, ant içtim. 

- O benim hayatımdaki son ümidim. 

- Yakmaya kıyamadığım, yanınca erimesine dayanamayacağım, yerine yanmayı göze aldığım HAYATIMDAKİ ÜÇÜNCÜ MUM. 

Arkadasina Tavsiye Et


©yazgulu

                                                      ««