|

BİR ACI SU VE SEVİNÇLİ BİR DAMLA
Bu kalabalıklar sen oluyor gitgide... Gördüğüm her yüz sana benziyor. Elbet
hiçbir göz bakmıyor senin gibi, ama her renkte biraz sen varsın işte, her
seste bir ton sen. Yanıp sönen her ışıkta görünüp kayboluveriyor yüzün.
Sayamıyorum ya kayan yıldızları, dileğim tek; teksin yüreğimde.
Yokluğun aleni bir acı su bırakıyor gözlerime, kırpmıyorum... Korkuyorum
seni kaybedeceğimden. Yüreğime damlayan her kan biraz daha can katıyor
kimsesizliğime. Sevdamı yazdığım kesik yol çizgilerinden geçerken sen, biraz
daha bulanıyorsun ya bana, farkında değilsin yazık ki.
Yoksun! Gözüme değen her yüz sen, her kadeh senle dolu. Sen yoksun! Tüm
bunlara rağmen burdasın işte her şeyinle. Şimdi avuçlarımdaki ter, göz
pınarlarıma dolan acı su ve karası gözlerimin. Var oluşunu geçtim de,
yokluğunla dahi sarhoş olurken ben, başka söze ne hacet, yüreğimdesin işte.
Gözlerime düşen yıldızda, dilimden geçen her kelimede, avuçlarımda tuttuğum
güneşte... Tamam, sustum! Ben çoktan sen olmuşum. Düşündüğümde kendimi, bir
eşittir koyuyorum isminin yanına. Tamam, budur işte!
...
Karşılıklı iki kadeh içtim bu gece seninle. Aldığım herbir yudumda biraz sen
vardın, biraz ateş, biraz su, en çok da sevdam. Gözlerinde kaybolup var
olmak vardı ya, yoksun bu ilk gerçekten varoluş gecemde. Ama yüreğimdesin
şükür ki. Günler eklendikçe bir diğerine daha iyi anlıyorum seçimimin
doğruluğunu, büyütmemişim seni gözümde.
Bu bir armağandır bana. Bir annenin kucağına ilk verilişi gibi yavrusunun,
öyle sevinçli bir damla yaşsın gözümde...
07-Ağustos-2003 / Çandarlı
Sevcan Koyuncu
©yazgulu
«« |