Yokluğunun Özdeşi (mektup)

Kamerin öz kızıyım. Yeryüzüne yansıyan gökkuşağı nezdinde, benim elvan elvan açan. Güneşin hâkim olduğu göğün sahibiyim. Dünyam Ağrı dağlarının doruğunda. Yokluğunun Özdeşi (mektup)

Kamerin öz kızıyım. Yeryüzüne yansıyan gökkuşağı nezdinde, benim elvan elvan açan. Güneşin hâkim olduğu göğün sahibiyim. Dünyam Ağrı dağlarının doruğunda.

Seni seviyorum heyy ! Varlığının yokluğuna özdeyişini seviyorum !

Yorgundu kalbim biliyorsun. Dayandı bunca zamandır hüznün hezimetlerine. Her yokluğunu aradığımda papatyaları öptüm teker teker. Okşadım şefkatle onları. Rüzgârın sarı göbeklerinde uçtu bûselerim, içimde ki saf çocuğun kalbine dizildiler inci inci. Ve tesadüf olmayan senin kokunu getirdiler her seferinde.

Seni sevmek, ve seni özlemlerin mahrem dostluklarından özlemek istediğim için gönderilmiştin. Uyandığımda sabahlarımı renkelendirecek ilahî bir lûtfa , yorgun kalbimi dolduracak ilahî bir güce ve, gözlerinin elâsında kaybolan gülüşünün utangaç harelerine muhtaçtım. Düşlerimdeki sen yetmiyordun çünkü.

Evet, yağmur sonrası yosunların yeşilliğinden, toprak nesliyle gelmiştin hayatıma. İçimde ki melankolik sevgimi saf suların aksine yansıyan cemalinden besledim. Taa ezelden var olan aşk çoğrafyam, seninle daha bir renklendi. Yürek haritamda ahirim oldun, Gönül diyarımın manidar şehri. Yankınlandı yalnızlığım, yakasına rozet astım. Dualarım ve adaklarım yokluğunun zehir gibi akan zamanlarında adandı. Varlığın kadar yokluğunuda istedim çünkü.

Arâf çizgilerinde yürümem zordu tek başıma. Adın gerekliydi hasat mevsiminde ki harman tutkusuna. Elenen kalıntısından tahıl sürmesine, seninle varmam, tek ve bütün olmam şarttı.
Benliğimi kuşatan, tenimi yakan ağustos sıcağı, kavgamın gülüşündeki özlemini başka türlü yaşayamazdım. Özlemin içinde özlemin keşfedilmemiş adalarını gezemezdim. Gecelerce uykusuzluklarım ve seni kaybetme korkularım, ölüme teslim olmanın sırlarını bilemez, seni görebilmenin hasretiyle biriken seviyi ebedî barındıramazdım.

Sevmek ihtiyacımın cevabıyla sen, ilahî aşkımın meyvesiydin. Padışahın bana sunduğu o kırmızı elma. Sesimdeki sesimdin ve payıma düşen bir nimettin. Edebî dünyama kattığın kalemini sevdiren kelamın, elif sözcüklerinden yalnızca özümsediğim sendin .

Cam şeffaflığından yokluğunu yüklendim taa uzaklardan. Zor olanları istedim dualarımda, varlığının kattığı yoklukla kalmak istedim. Yokluğunda acılar içerisinde kıvrandımsada damla damla biriktirdim seni yüreğimin zulasına. Özlemine tutkun, hasretine müptela, sessizliğine erek.

Eskiyorum artık.
Sayrı zamanın sayrı ilişkilerinde yıpranıyorum. Tükeniyorum kaybolmamak için. İznin olursa, zaman zaman kalbimin koridorlarından çalacağım kapını ve yüreğinin merhamet limanına sığınacağım.

Ruznamem bitmek bilmiyor sana yazarken işte, daha uzayacak gibi. Ama kısa keseceğim.

Seninle yüreğimden başka hiç bir şey paylaşmak istemem ; çünkü paylaşıldıkça azalır tutkunun gücü. Hele sıradanlığın yarattığı bir aşka dönmesini istemem hiç.
Sen, varlıkla yokluk arasında damarlarımda akan kanımsın. İnsanın yaşamasını sağlayan iki dudak arasından solunan nefessin. Seni hep özlemeliyim, hasretinin devasa gölgesinde acı çekmeliyim. Evet, anavesilem, sevgi dünyamın çoğrafyasında alnıma yazılmış ilahî lütûfsun sen. Adımın özelliği senle ilham alır. Dünyanın öbür ucunda da olsan, hayatıma anlam katacak, nabız atışlarımı değiştirecek tek varlıksın. 

Şimdi seni sevmeyi ne çok özlüyorum, ah ne çok özlüyorumm !

Artık bir notanın ezgisinde olan kalbimi, senin hicret yollarından, padişahın feriştelerine emanet ısmarlıyorum. Koruyamam belki kim bilir ? Defterimin karelerine seni çizerek bitiriyorum namemi ve sevimin bana düşen payıyla, beyazın ak tonlarına bürüyorum seni. Yokluğunda seninle varlığında sensiz.

07/12/2007

Sevgili Özbek

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: