SON PERDE

Her zaman son perde diyorum… Son perde bu, bir daha hiçbir şekilde hiçbir zaman açılmayacak… Rüyalarımda dans etmeyeceğim seninle, sesini duymayacağım günde 40 bin kere. Sen beni düşünmüyorken, düşünmeyeceğim seni sensizlikle. Son perde bu diyorum hep, son perde… Lâkin bir türlü gidemiyorsun içimden, bu kadar mı hevesliydin gönlümde yer etmeye? Bu kadar mı güzel geldi sana verdiğim yer? Yalanlar ardına sığındım,unutmak kolaydır dedim,hele sevdiğinin gözpınarlarında can bulmuyorsan,sevdiğinin kalbinden geçmiyorsan,sevdiğinin beynine kazınmış öylece uyumuyorsan unutmak kolaydır dedim,kolay…Lâkin yapamadım sevdiğim;işte bak yine yapamadım…Seni anlayamıyorum!Ama artık ne yapmam gerektiğini biliyorum,masum gülüşlerimi sergileyip de karşına çıkmak yerine,arada bir çıkacağım,o zaman sevişlerim aklına gelecek de bensiz yapamayacağını fısıldayacaksın yine kendine!Seni sevdim ben sadece,hayatımda ilk defa gerçekliğine kandığım biri oldu…Lâkin o değilsin,hâyâlimdeki insan değilsin,olabilecekken olmamayı seçiyorsun sanki büyük bir inat büyük bir gayretle!Zaten yapamazdık öyle değil mi?Gözpınarlarını kurutan sevgilinle aynı şehirdesin,ben uzakta…Ve biz yapamazdık…!Bundan sonra böyle sevgilim,ölünceye dek desem de sen bunu bir daha hiç duyma,hiç bilme,ihanet ettiğimi varsay,yalandı,gerçek değildin ve ben bir başkasını sevdim!Ama seni hiç mi hiç sevmedim!Gözlerinde bir kereliğine can bulmuşken gün be gün o gözlerde kaybolmayı dilemediğimi varsay,yani sevdiğim;unuttum,son perdeydi ve oyun bitti say…Ne çetin bir sınav bu!Kalbimde kendini göremedin,görmeyi seçseydin can bulacağın yeri görebilseydin can bulmayı dilercesine severdin!Deneme-Yanılma yöntemi değildir aşk…Ya vardır,ya da yoktur senin için…Ya seversin,ya sevmezsin…Önceden sevmeyip sonradan sevdim diyemezsin!Bir kereliktir,tek bir cümlelik,tek bir sevecenliktir…Yapamadım işte!Bir gönül tuzağıydın,kanmadan yapamadım!Nefeslerimi seni düşünerek almaktan,kalbimde yalnızlığımı pusuya yatırıp onunla savaşmaktan ve yalnızca seni dileyip sana adanmaktan alıkoyamadım kendimi!Mümkün olabilseydi cezaları paketler yalnızca sana gönderirdim,mümkün olabilseydi “ölü sevdalar!”demiştim ya,o ölü sevdalarda kendinle yarıştırırdım seni…Sana yenildim,unutmaktan geçtim,senden geçemedim…!Ne körlüğün kaldı artık gözümde,ne de nankörlüğün.Almayayım nefeslerimi şimdi diyorum,seni düşünerek,sana söverek hiç almayayım!Seveceksem kan kusmadan can bulayım!Lâkin her defasında bir o kadar hâyâl kırıklığına uğratıyorsun beni…Gücüm kalmadı artık!Yokluğunda varlığını hissetmiştim ben…Yokken;yanımda yokken,aslında benimleydin,benimdin kendimce.Meğer ise…Yok…Bunu yapamam ben…Sende kaybolup sende can bulurken,o istediğin yüreğe dönmeyeceğine dair emin olamam ben!Burada bitsin,gerçekten de bu kez son bulsun,bu son perde de adın sadece dostane bir şekilde yüreğime konuk olsun…Korkuyorum çünkü,çok korkuyorum…Hâyâl kırıklığı ve sen…Seni yaşarım,taşırım ama hâyâl kırıklığım bir kez daha doğarsa gönül pınarıma;içimdeki senin canını alır,yalnızlığıma bir kez daha davetiye çıkarırım!Anladın mı şimdi beni?Öyleyse suskunluğun daim eylesin kendini,bende susmayı lâkin kan kusmamayı tercih edeyim…Bakarsın daha iyi olur senin ve de benim için…Yok…”Biz!”diyemem,biz olamamışken.Artık buna hakkım yok;lâkin hakkım helal hoş olsun sana…Hakkımı helal etmekten çekinmem gocunmam…Bir tek o gerçekten senin olabilir,Hakkım Helal Hoş Olsun Sana…Lâkin ben artık seni ona,seni sana bırakıp da gidiyorum…Bir başkası sarabilir mi beni?Sarmasını ister miyim ki?Şimdi kolum kanadım o kadar kırık ki…Hiç ümidim yok desem anlayan olur mu ki?Yalnızlığa mâhkum;hayat bu şekilde geçer mi ki?Senin elini tutacağın bir insan olacak ve ben yıllarımı sana adayarak mı geçireceğim,böylesi bir aşk adil mi?Ne söylesem de anlayabileceğin ölçüde sınırlı kalıyor…Sen sadece “sen!”olarak baktın bu aşka…Ben hem sen,hem de ben olarak baktım hiç başlamamış olan bu aşka…Gerçekten gerçeksin,hâlâ sebebim sensin…Bir rüzgâr esiyor sanki,tüm bedenim üşüyor,misafir olduğun şu hayatımda esen rüzgârımın adı yalnızlık oluyor…Üşümekten korkan bedenim üşüyorken,sevmeye tövbe etmek için çırpınan yüreğim yanıyorken,görmeyi istediğim,sarıp,sarmasını istediğim sevdiğim uzakta bihaberken…Artık son perdeyi çekmenin vaktidir diyorum ne dersin gönül tuzağım?Bu perde,son perde…Bir daha açılmamalı,açılmasından çok korkuyorum…Gözlerim yaşla dolmuyor,o yaşlar çoktan terk ettiler hiç başlamayan bu sevdayı.Başım yaslanmayı istediği omuzu yanlış seçmiş,durmadan yanlış yoldaydın deyip kendini paralıyor…Başlamadan Elveda diye buna denir işte…Sevdiğim;sevdiğim demekle sınırlı kalmadı bu yürek…SEN BENİM CANIM;CANIMDAN ÖTE CANIM,YALNIZCA ÖLÜME ADANMIŞIMDIN…ANLAYABİLSEYDİN ÖLÜMÜNE CENNETİN OLURDUM,ANLAYABİLSEYDİN ÖLÜMÜNE HER ŞEYİM OLURDUN…VE ANLAYABİLSEYDİN GÖZPINARLARIM ŞU ANDA AKMAKTAN VAZGEÇMEMİŞ HER DAİM YAŞIYOR OLURDU…Anlamamayı seçtin,yazık ettin,soldular yapraklar;ilkbaharda kışa gebeyim yine…Sensizliğin üstünü örttüm,üşüyüp de bana ah etmesin diye…                                   Dilara AKSOY

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: