SON MEKTUP

Her gün olduğu gibi yine uyandım güneşe baktım şöyle bir kıskanırcasına parlaklığını, sonra sırf sapsarı saçlarına inat perdeyi örttüm yine, geceleri çözdüğüm sayısız kapılarımı kilitlemeye başladım sabahın sekiz buçuğunda…Yine herzaman olduğu gibi tozlarını almaya kıyamadığım raflarıma döndüm, eski defterlere baktım biraz, sonra bir kaç mektup okudum, hafif bir müzik dinliyor, kendimi kendime hapsetmeye devam ediyordum son 3 yılda olduğu gibi…Mektupları her sabah aynı sırayla dizer aynı sırayla okurdum ama nedeni bilinmez hiç bıkmazdım bu durumdan…Hep dağınıktı odam, evim, bazen günlerce aradığım eşyalarım arabamdan bazıları ofisimde masanın altından ya da koltukların arasınsından çıkardı,dedim ya geçmişe ait hiç bir şeyim kaybolmazdı sanki sırf bu pervasız tavırlarıma inat!!!Toplu tek bir odam oldu hep, çalışma odam…Kimsenin oraya girmesine izin vermezdim sanki bana ait olanları alacaklar sanırdım hep…Son zamanlarda insanlardan ve dünyadan çok uzaklaştığımı söylemeye başladı dostlarım sıkça…Oysa ben sadece bu kalın sert duvarlarımı aşarak onların yanına ulaşmayı denemekten başka bişey yapmıyordum…Bunları neden anlatıyorum bilmiyorum ama artık bu bir alışkanlık oldu benim için, sanki sabahları uyandığımda elimde kağıt kalem olmadan, bir kaç satır yazmadan evden çıkarsam , o gün gireceğim bütün toplantılarımdaki sunumlarımın hepsini evde bıraktığımı düşünüyorum…Kendimi çölde susuz, karda yorgansız, korların üstünde yalın ayak yürümemden hiç bir farkı olmuyor…Yüzme bilmeseydim eğer can simitim, kolluklarım olurdu kağıtlarımla, kalemlerim…Yani anlayacağın ben artık aynı ben değilim, parça parça oldum her biri farklı bir bölgede şimdi, kendimi toplamak mı, bilmem daha bunun için çok vaktim var ama o vakit bu vakit değil…Seni çok sıkmak istemiyorum biliyorum her gün mektup yazmamdan çok sıkıldın sende, ama sırf beni kırmamak üzmemek için kötü hiç bir tavır sergilemiyorsun, gerçi iyi bir cevapta yazmıyorsun ama olsun mecbur değilsin ve seni zorlayamam…Kendime kendimi itiraf etmekten hep çok korktum ama artık dayanamıyorum!!!Bu belkide sana yazdığım sayısı belli olmayan kaçıncı mektubum…Belki hepsini birleştirsem en uzun romandan daha uzun olur…Ama sen bunun farkında bile değilsin, çünkü bu mektuplarım hiç eline geçmedi, geçmeyecek…Sakın kızma bana sitem etme sakın…Kaç defa mektubumu göndermek için postaneye gittim,sıra bekledim ama sıra bana gelince hemen vazgeçtim…Çünkü sen benim bu mektupları yazarken ne hissettiğimi asla anlayamazdın, bu satırları yazarken gözümden akan yaşları hangi satırların arasına sakladığımı bulamayacaktın hiçbir zaman, belki okuyacaktın sonra sıradan bir kağıt parçasıymış gibi yırtıp atacaktın belki okumaya bile tenezzül etmeyecektin…Bunları düşünmek bile beni çılgına çeviriyordu ve artık kendimi tanımakta ve tanımlamakta çok zorlanıyordum…İnceldiği yerden kopsun dedim, koptu koptu ama o koptukça ben yeniden bağladım, hiç vazgeçmedim, vazgeçemedim demeyeceğim, çünkü bu hiçte zor olmazdı benim için…Ama bunlarıda hep sakladım içimde, bazen anlatmaktan korktum bazen anlatmak istemedim anlayamayacağını bildiğim için…İşte yine en acıklı sonlardan birine geldim, merak etme veda değil bu sadece artık gitmem gerekiyor, saat dokuz buçuk ve günün geri kalan 14 buçuk saatini diğer dünyaya ayırmam gerekiyormuş, öyle diyorlar…Normal değilmiş bu dururumum, normal çizgisinde geçen sapmam çok büyükmüş…Neyse artık bitiriyorum mektubumu, ama benim zarfın üstüne yazacak bir adresim yok…Hatta gönderdiğim kişinin bir ismide yok…Kimilerine göre bu mektubu başkasına değil ben yalnızca kendime gönderiyormuşum, kimilerine göre insanlarla konuşmak yerine kağıtlarla konuşuyormuşum bunları yaparak ama aldırma sen onlara, onların değil senin ne düşündüğün önemli benim için…
\’\’ Ey Sevgili,
Ey Hayat,
Ey Zaman,
Ey KADER… \’\’
Bak bu yazdıklarım aramızda kalsın, belkide tüm sözlerim bazı bazı iltifatlarım, arada küçük sitemlerim, inanılmaz itiraflarım aslında ne sana ne kendime…Hepsi yukarda ismi geçenlere…Bu sefer tek yazmadım bu mektubu, belkide son mektubumdur bu!!!
Artık yeni biri var hayatımda…
Aslında yeni sayılmaz ama araya zaman girmişti ve uzun zamandır görüşememiştik…Bu yüzden bir süre onla ilgilenmem gerek kusura bakma ara vereceğim yazılarıma…Adını merak etmişsindir bu eski yeni arkadaşımın; söyleyeyim ozaman ;YALNIZLIK ismi…Neyse beni çağırıyor, gitmem lazım…
Benim için üzülme artık yalnız değilim…Yalnızlık var yanımda en yakın dostum…Kendine iyi bak, önce kendin sonra sana değer veren herkes için…Bu gün değil ama elbet bir gün eline geçerse bunlar ki biliyorum sen somut olarak olmasada yazdıklarımı okuyor farkına varmıyorsun, bunlar koli koli kapına gelir ve okursan eğer bilki o zaman bu yazdıklarımla aynı sapmada olmayacak düşüncelerim çünkü ozaman anlatmaktan vazgeçtiğim düşüncelerim içimde akmakta ilk eğimde şelale olacak, çağlayanlarla dolu…Neyse bir süreliğine elveda adressiz ve kişisiz mektuplarıma…
Aslında belkide böylesi daha iyi olacaktır hepimiz için, bunuda herzaman ki gibi zaman gösterecek, bekleyelim ve görelim öyleyse… Son sözümü yazayım ve bunuda sen yorumla;
\’\’Mutlu olmak içinki bütün çırpınışlarım beni yavaş yavaş batıracak olsa bile, çırpınmaktan hiç vazgeçmeyeceğim, belkide mutluluk bataklığın dibindedir…\’\’
Hadi bakalım kolay gelsin…
Sana yazdığı mektupları vermekten korkan , ben…

Latest posts by ygafmin (see all)

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir