Nirvana

Ya boş verip hayata esiri olacaktık görmek dahi istemediğimiz karanlıklarımızın veya çıkaracaktık tozlu raflardan savaş baltalarımızı ve kırılması gerekiyorsa kıracaktık en sağlam kaburgalarını, hayat denen acımasız yaşantının ve yenileyecektik zihnimizdeki karanlıkları, yerine en derinden şaşıracağımız kararlılıklarımızı koyacaktık. 

Olmadı… Yenildik kendimize…!
Bir anda arş\’a durdu gözlerimiz hasretinden yıldızların… 
uzanıp da dokunmak için, sessizliklerinden korkarcasına… 

ve gecelerin karanlığına gömdük umutlarımızı, korkularımızdan saklamak ister gibi… umudumuz hasretti, ektiğimiz hasret, biçeceğimiz hasret… 

Ve kuraktı topraklarımız, hiç akmamıştı musluklarımız, kimsesizdi, biçare…
sesimizi yükseltmiş ama haykıramamıştık sevdalarımızı… İçimizdeydi, tek mahkumumuzdu. Köleydik ve tek isteğimizin bir kölemiz olması olduğunu biliyorduk… biliyorduk ya yine de bilmekten korkuyor, yüzleşemiyorduk. 

İnkar ediyor ve kaçıyorduk, kaçıyoruz, kaçacağız… 

Anlaşılabilmeyi umduk bir noktada ve anlaşılamamanın dayanılmaz acılarına katlandık. 
Göğüs gerdik tüm zorluklarına vefa ettik, ahd ettik, yarınlarda umut var dedik. 
Anlaşılmayı beklerken kaybettik en güzel yarınların güneşini. Ve anlayamadık aslında anlaşılmasını umud ettiklerimizin anlaşılamamazlık olduğunu. 
Anlayış beklediklerimizi anlayamadan kaybettik. 

Ve yolcuyduk aslında hepimiz aynı anlaşılmazlara ilerleyen. Kaybetmiştik umutlarımızı birer ikişer. 
Anlaşılma hırsı bürümüştü gözlerimizi, kendimizden geçmiş, hayattaki tek beklentimiz olmuştu… 

İllede anlaşılmak istiyorduk ama kendimizi biz bile anlayamıyorduk dahası anlatamıyorduk. Yine de anlayacak birini bekleyerek geçti ömrümüz. 
Oysa ne basitti anlamak hayatın çelişkilerini….

Ve yine yalnızlıktı aslında anlayan sevdalarımızı. Katlanmamıştı,tahammül etmemişti hiç kimse dinlerken dertlerimizi, sessiz duvarlar kadar. 

Kim bilir belki de vardı uzaklarda bir yerlerde bilinmeyenlerde ve belki de anlayacaktı aslında tarifi imkansız sanılan, katlanılması zor ama mücadelesi verilen, kimine göre değer, kimine göre değersiz sayılanların anlamını veya anlamsızlığını. 

Bir ölçü sayılacak, bir yargı konulacaktı, kimi zaman affedilse de unutulmayacak ve zihnimizin karanlıklarında habire kırmak için mücadele verecekti. 

Ya boş verip hayata esiri olacaktık görmek dahi istemediğimiz karanlıklarımızın veya çıkaracaktık tozlu raflardan savaş baltalarımızı ve kırılması gerekiyorsa kıracaktık en sağlam kaburgalarını, hayat denen acımasız yaşantının ve yenileyecektik zihnimizdeki karanlıkları, yerine en derinden şaşıracağımız kararlılıklarımızı koyacaktık. 

Olmadı… Yenildik kendimize…!

Latest posts by ygafmin (see all)

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir