Nefessiz Kalana Kadar…

 Bir gün seni düşünerek son nefesimi verdiğimde, bunu bir üstünde dolaşan bulutlar bir de ayağını bastığın toprak bilecek. Bir tek onlar anlayacak halimden, bir tek onlar bilecek kadri kıymetimi, bir tek onlar dostluk edecek bana uzun uykumda…

Hiç iyileşemeyecek kalp yaralarımla sarıldığım beyaz kefenim, benim acılarım için sargı bezi olurken, ağrılarıma merhem olacak toprağın ve nefessiz kalan bedenime can verecek gökyüzü hep birden şahitlik yapacaklar seni ne kadar çok sevdiğime…

Gökyüzü kuşları dolaştıracak, toprak çiçekler bitirecek üzerimde. Kuşların ve çiçeklerin şarkılarıyla hasretim dile gelecek nice ömürler boyunca…

 

Eğer bir gün gezinirken güzel yüzünle sokaklarda, gelir de tatlı bir rüzgâr, dünyanın en tatlı güzel gözlerine, dünyanın en tatlı yanaklarına bir öpücük kondurursa bil ki bendendir…!!!

Sana hasret gitmiş dudaklarımın hüzünlü özlem şarkılarına dayanamamış bulutların ve toprağın ricasına gelmiş bir rüzgârdan en riyasız, en içten, en yalnız ve en ölümlü öpücüğüdür o…!!!

Dünyanın tüm âşıklarından neşet etmiş ne kadar öpücük varsa,  işte o zaman derin bir ah ederler halime. Tüm âşıklar mezarlarından bir titremeyle sarsılır, tüm kavuşmuş sevenler mutluluklarına pişman olup, en içten dualarla yakarırlar Rab’lerine. Tüm mutluluklarını bağışlamak isterler;
senin o güzel dudaklarının bir öpüşüne…!!!

Ne çare ki, bedbaht ömrümün son sayfası da karalanmış, acıların alfabesiyle doldurulmuş ömür defterim mahşere kadar açılmamak üzere kapanmıştır. Lakin kapanmadan giden, sana bakmaya doyamadan giden gözlerim, mezarda da olsa hep seni gözler…!!!

İmkânsızlığını bile bile bir Meleğin elinden tutarak gelip, son bir sözünü söylemeni beklemem ne kadar beyhude olsa da, bilsen ne büyük bir hasrettir ki, ölümlü bedenimi son uykusuna bir türlü bırakmaz…!!!

Nice geceler gördüm, nice sabahlar; lakin toprağın karanlık bağrında gecemi gündüzümü ayırt edemeden seni beklerken bir bakarsın,   sen ellerinde boynu bükük iki çiçekle gelirsin…!!!

Adım sanım unutulsun diye ismimi bile yazdırmadığım mezar taşımı öpüp toprağımı okşarsın…!!!

İki damla gözyaşı döküp beni ne kadar çok sevdiğini söylersin. Uzun uzun anlatırsın bana; mahcup ve kaçamak bakan gözlerimizle bakarak güç bela can verebildiğimiz üç beş kelimeyi konuşurken ne kadar mutlu olduğunu. Söylediğin her sözün sonunda bağıra bağıra seni seviyorum demek istediğini söylersin.
Gelip nefessiz kalana kadar öpmek istediğini.
Ve ben de seslenirim sana aşağıdan;
Tıpkı benim gibi…!!!

Ah sevgili… Gelip geçen ömre kurban edilmiş nice büyük bir sevgiydi bizimkisi. Zorlu dağların zirvelerinde binlerce kilometrelik beyazlığın ortasında açıveren kardelen gibiydi. Ya da milyonlarca kilometrekarelik bir çölün ortasındaki minik bir vaha. Ne karları eritebilirdik, ne de çölü yeşile çevirebilirdik. Olsun… Her şey için müteşekkirim sana.
Yaratıcının içime gizlediği şifreyi bulduran sevgine…!!!

Bil ki, şimdi üzerimde uçan bulutlar, altımda uzanmış toprak ve alfabemden sana sunduğum harfler yokluğunu aratmıyor bana. Çünkü neyim varsa, sensin…

Neye baksam sensin, Neye dokunsam sen…!!!

Latest posts by ygafmin (see all)

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir