Mümkünmüdür bugün

Onca yaşanmışlığın hatrına dönüpte bir baksan ardına.baksanda bu perişanın kanının donduğunu,güneşinin söndüğünü ve içindeki insanın öldüğünü.tek kalemde silmeden herşeyi yeni bölümünü oynayan dizilerde ki mutlu sonlar gibi bana dönmen mümkünmüdür bugün
mümkün olmasa bile dinle şu son feryadımı 
sonu olmayan bir uçurum düşün.uçurumun kenarında yalnız bir ağaç ve onun kurumaya yüz tutmuş benim gibi hayattan koptu kopacak kuru bir dal.o dalla karşılaşmadan evvel beni son gücüyle oraya savuran,senden yoksun güçsüz,çelimsiz kaldığım anı sanki pusuda savunmasız bir karacayı bekleyen acımasız sırtlan gibi öylece yakalayıp sürükleyen bir fırtına vardı.
bu fırtına hasretinin fırtınasıydı!
Dayanamadım,gücüm yoktu çünkü.dayanamadım yokluğuna,meğer sen benim ferimişsin,hayata bağlayan kuvvet senin gözlerinin ışıltısıymış.o ışıltı söndü,kaydı gitti bir yıldız gibi..askerde nöbet tutarken gece 3-5 nöbetinde yıldızlara gökyüzünün görkemli duruşunu seyrederken kayan yıldızlar olurdu.nerden bilirdim o görkemli gökyüzüne kapılıp sevdiğimin bir yıldız gibi kayacağını
belki içimden koparamadım senden ayrı kaldığımız bu zamanda.ama sen olmadan da yaşanmıyor tek başına.yelkovanın sensiz her atışı yalnızlık celladının ayrılık celladının kalbime indirdiği kamçılarla zulüm oluyor.
Sen yanımdayken hep hamdolsun dedim şükrettim senin bana geldiğin güne.Allah\’a yalvardım almasın diye yanımdan seni.çünkü seni kendimden bile çok sevmiştim.hep dedim ki Allah\’ım ona bir şey olmasın ,ona azap verme bana gelsin tüm dertleri.üzülmesin o ağlamasın.kıyamazdım onun ağlamaklı duruşuna.bir gözyaşına dünyaları yıkardım.O yanımdayken herşeyin üstesinden gelecek kudret vardı bende.yıkılmazdım ölmedikten sonra.ama şimdi o yok Allah\’ım .o olmadan verdiğin bu can cansız bir ruh sanki.artık verdiğin sayılı günler tükenmişcesine azrailin başucumda olduğunu hissediyorum.çok sevdiğim türküde de dediği gibi yolun sonu görünüyor artık.benim yolum onsuz bitti,onun hasret fırtınasına kapıldım. ve o sonsuz uçurum vardı ya ve hani bana benzeyen kuru bir dal. işte o fırtına beni o dala tutunana kadar savurdu.dal mı beni tutuyor yoksa ben mi dalı tutuyorum bilmiyorum ama türküde de dediği gibi hem dal için hemde benim için yolun sonu geldi artık.gücüm kalmadı artık ne hayata ne ise o bana benzeyen benim gibi bitkin dala tutunacak mecalim kalmadı.o dal umuttu.umudum sönüyor.kırılıyor bu dal gibi…dal da yoruldu zaten bu çekilmez hasretle dolu bedenimi taşımaktan.Gidiyorum artık,yokolan benmiyim yoksa sana taşıdığım sevgimi bilmiyorum ama gidiyorum..hep yanımda kal diye dua ettiğim Allah\’a gidiyorum.kalmam için bir sebep yok sen yoksan.HOŞÇAKAL VE ALLAH\’IMA EMANET OL.bugüne kadar senin için döktüğüm sayısız gözyaşları bir damla,bir yağmur olup kirpiklerine düşerse o ışıl ışıl bakan gözlerini kapama kapama ki ışıltın yağmur olup ruhumu yıldızlarla kaplasın.gözlerini o anda kapamaman ve ben öldükten sonra senin aağladığını gördüğüm an tekrar öleceğimi bilmen ve seni mahşere kadar seveceğimi bilmen mümkünmüdür bugün…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: