MOR MENEKŞEN

 

El ayak çekilmiş, gece sessizliğe bürünmüş, herkes sevdiklerini koynuma alıp huzur içinde derin bir uykuya dalmıştı.

Sevdiklerimi öptüm, lambaları söndürdüm, gecenin hüznüyle yüreğimi birleştirip beni ben olarak yaşayan, kendimi bulduğum o dört duvar arasına odama girdim. Bir koltuğa oturup, birde sigara yaktım, gecenin hasretini yüreğimde hissederek başımı penceremin kenarına dayadım. Beynimdeki yük okadar yoğunduki o beyin seninle öylesine doluyduki kaldırması gereken gücü geçmiş ayakta duramaz haldeydi. Doluydu seninle dolu. Doluydu senin özleminle dolu. Senin hasretinle yanarken yüreğinde alev alıyor tüm bedeninde tüm organlara sana odaklanmış gözleri gök yüzüne dikmiş bir tane yıldıza sevdiğim diye odaklanmıştı. Sen sen sen sen ve yanlız sen diye karanlığın ortasında kaybolmak üzereyken yıldızları etrafında toplamış minik bir ışık tüm geceye meydan okuyan gizemli bir ışık. Karanlık bir gece parmakla sayılacak kadar yıldız içlerinde ençok parlayan hasretim. Dalıp gittim. Gökyüzündeki karanlığa dalıp gittim.

Yıldızların beni aldığı hayal bahçesine.

Birden bir kapı açıldı önümde. Etrafı güllerle donanmış, korkarak girdim içeri. Bastığım her yer gelinciklerle süslenmişti. Kıyamadım onlara basmaya içimde bir heyecan ayaklarım titremekte gözlerimde bir ışık karanlığın gizeminde yürüdüm bahçe boyunca gelincikler içinde. Yürüdüm yürüdüm yürüdüm ben yürüdükçe tanımadığım çiçekler elimden tutup hoş geldin diyorlardı. Bak burası senin bahçen burası gönül bahçen. Bizlerin var olması bizlerin bu denli sevgiyle açması gecenin karanlığında yıldızları bir güneş olarak görüp onların uzaklardaki ışığıyla hayata merhaba demesi, senin sevginin bizleri sulamasıyla bir gönül bahçesi oluşuverdi kurak dağlarda. Bize can verdin bize hayat verdin bak bu bahçe senin sevginle üreyen büyüyen yeşeren ve çiçekler açtıran senin gönül bahçen dediler.

Sonra gözüm çok uzaklara daldı. Uzak çok uzak bir tepe, tepenin üzerinde milyonlarca gelinciğin içinde ben burdayım diyen bir tane mor menekşe. Etrafı gelinciklerle bezenmiş, tepenin en yüksek yerinde gizemiyle tüm çiçekleri etrafında toplayan, bakan gözleri kamaştıran, bakan yüreği kendine çeken, nazlı bir ceylan gibi gözleri, incecik beli, rengi sevda seli, gelincik çiçeklerinin perisi ama boynu bükük mor menekşe.

O kıraç dağların tepesinde açan, kurak dağlarda çicek bahçesi oluşturan, sevdalı yüreğe can veren, sevgi tohumu eken, mor menekşe, boynu bükük mor menekşe dağların kraliçesi mor menekşe, çiçeklerin baş tacı mor menekşe, gözleri ağlamaklı, yüreği hüzünlü, dili tatlı, boynu bükük hep ağlamaklı mor menekşe. İşte dediler işte bu sensin. Gözlerindeki yaşlarla bizleri sulayan, gönlündeki sevgisiyle toprağımıza hayat veren, yüreğindeki aşk ateşiyle bizleri ısıtan, sevgi dolu kanatlarıyla bizleri koruyan mor menekşe. Bizim menekşemiz. Senin menekşen. Senin mor menekşen. Senin. Hiç bir gözün bakmaya cesaret edemediği, hiç bir elin uzanıp tutmaya cesaret gösteremediği, hiç bir canın yüreğine girmeyi başaramadığı, dağların endamı hüzünlü mor menekşe senin menekşen senin sadece senin. Mor menekşen.

Seninle ağlayan, seninle gülen, seninle var olan, sana kurban, canına can olan mor menekşen. Gülücüğüne hasret, yüreğine hasret, tenine hasret, kokuna hasret, bedenine hasret, sevgine hasret, senin için var olan, seninle var olan, seninle sonsuzlukta buluşmaya ant içen mor menekşen. SENİN MOR MENEKŞEN……………………!

 

 

Gönderen:[email protected]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two × 5 =

%d blogcu bunu beğendi: