HOŞÇA KAL SEVDA

Benden sana bir dah yol geçmeyecek nasıl olsa…                                              HOŞÇA KAL SEVDA Kaç gün geçti, kaç hafta… Bir anda bozuldu inançlar, bozuldu üstü kapalı riya kokan vaatler… Doğruluk payın neydi ki sevdalım? Neydi bana hiç ayırmadığın, yasak elma misali kalabalıklar içerisinde saklanıp, saklayıp durduğun aslın?  İkimizde özgür bıraktık birbirimizi, aslında hiçbir şekilde birbirimizin olamamışken. Şimdiden sonrasında sevda yeminlerimizde, pusu kuran hâyâllerimizde başkalarını yaşatmak için özgürüz… Gittiğin gün dün gibi aklımda, beni benden almıştın ya her şey kara bir sayfada! Ama dedim ya, ikimizde birbirimizi özgür bıraktık, aslında hiç birbirimize ait olamamışken. Düşüncelerimiz farklıydı, ben sensizlikte bile seni severken, sen dokunmalı bir aşk arıyordun… Her şey sevmek demek değilmiş,ötesini-berisini- gerisini hiç düşünmeden sadece sevmiştim ben seni… Ama aşktan çok mantık yaşatırmış sevenin ruhunu… Zaman zaman intikam yeminim oluyorsun ama; çok şey öğrettin bana, o sersefil hâlin doyumsuz bir aşk masalı yerleştirdi, adeta eşeledi yüreğime zehrini… İlk hatam; tek doğrumsun sanmıştım seni, ilk hatam; ilk yaram, tecrübesizdim fakat zayıf değildim… Kocaman bir yer açmıştım yüreğimde, sen zehrini akıtırken… Adını dilimden düşüreli, senden nefret etmeyi isteyeli, avuntu dolu gönül limanlarında gezeli, gizliden gizliye özleyeli, bir hayli zaman oldu… Unuturum merak etme, senden sonra canımı vermeye hazır olduklarımda olacak! Ama git… Gönül limanımda yerin yok, haydi git… Bir daha olma, hiç gerçek olamamışken, hakkın yok yüreğimde sefa sürmeye! Sefil ruhunla, tenha yollardan çıkıp, yüreğimi mahvetmeye! Dokunmak, koklamaktı aşk… Senin için yalnızlıkla yaşanması zordu; zordu dokunmadan hissettiğin her bir ruh… Çünkü bedeni yanında değildi… Ben seni yanımda, nefesimde istemedim mi sanıyorsun? İnanmıştım bir gün; bir gün ellerinin ellerimi tutacağına… İnandığım anlarda, en vurgunsuz, en aşk kokan anımda yüreğimden vurdun beni! Bir gün hak ettiğin yollarda, çok susuz bulacağım seni. Aşka susamış, aşka yanmış, aşka susmuş- aşka hiç selam edememiş biri olarak… Arkan dönük, bedenin çökük, gözlerinin feri sönük, ruhun özrünü ifade edememiş, titrek; ellerin ise kısır bir döngünün içindeymişçesine acıtacak seni! Hemen tanıyacağım; seni unutmuşken tanıyacağım, unutulmuş her insan gibi yalnızca hatırlanacaksın… Yalnız geçtiğin yollar, dövünüp durduğun o toprak bile kaldıramayacak seni… Çölleri arayacaksın kendi yangınında. Sanma ki bunlar birer beddua… Hep yarım yamalak yaşadın, ya da yaşadığını sandın duygularını. Demem o ki; bu senaryo seni tanıdığım için, sadece ondan! Güçleniyorum, hoşça kal sevda; seni yalanınla baş başa, dümenin ortasında bırakıyorum, o sevdalıya son bir hediye; hayatla sarılıp, şarkılar söylediğimiz an, bana bulaştırdığın zehrini sana yollayacağım! Korkma sakın, kaybedecek bir şeyi olmayanlar korkmazlar. Aşka suskun, susuzsun. Kaybetmişliğine bir başka seçenek daha ekleyebiliyorsan, korkma hakkı senindir lâkin hiç seçeneğin yoksa korkma… Korkularını gönder bana, senin için salabilirim. Her gün yeni bir kıyakla çıkıyorum karşına, geçmişimizin- hiç yaşanmamış “biz!”in hatırına… Hoş ve de mutlu kal sevda; ihtiyacım olduğunda gelirsin yine canımın en iç yanına, onu benden uzaklara sal da mutluluk her an sarılabilir boynuma…                                    Dilara AKSOY

Latest posts by ygafmin (see all)

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir