HAYALLERİMİZ KAVUŞUR

Bu kentin sokakları sensizken öyle yabancı ki bana, bazen nerede olduğumu unutuyorum, kayboluyorum. Aslında ben, sensizken kim olduğumu bile hatırlamıyorum. Bir korku içimde, öylece dolaşıyorum, yersiz ve kimliksiz. İçimdeki yangını söndürmek için su değil, seni arıyorum. Gece bir ateş gibi, körüklüyor sensizlik yangınını. Sana dair bir iz bulsam düşeceğim peşine. Nerede olursan ol bulacağım seni ama yok… En küçük bir izini bile bırakmamışsın giderken. Bu kentin sokakları sensizken öyle yabancı ki bana, bazen nerede olduğumu unutuyorum, kayboluyorum. Aslında ben, sensizken kim olduğumu bile hatırlamıyorum. Bir korku içimde, öylece dolaşıyorum, yersiz ve kimliksiz. İçimdeki yangını söndürmek için su değil, seni arıyorum. Gece bir ateş gibi, körüklüyor sensizlik yangınını. Sana dair bir iz bulsam düşeceğim peşine. Nerede olursan ol bulacağım seni ama yok… En küçük bir izini bile bırakmamışsın giderken. 

\’Çok sevmek\’ bu olsa gerek. Yokluğunda bile seni böylesine yaşıyorsam ve tüm hücrelerimde sadece seni taşıyorsam başka açıklaması olabilir mi bunun? Öyle ya, ben çok sevdim seni çok… Bir insan bir başka insanı bu kadar sevebilir mi, bilmiyorum. Ah, bilsen nasıl özlüyorum seni… Şimdi burada olsan ve sadece havadan sudan konuşsak bile yeter bana. Bir kez daha gözlerine bakmak, bir kez daha gülüşünü duymak için neler vermezdim ki…. 

Sadece hayal kuruyorum şimdi… Kapı çalıyor, açıyorum ve seni görüyorum karşımda. Sanki dün birlikteymişiz gibi, rahatça giriyorsun içeri. Elinde bir şişe şarap, \”Haydi aç da içelim\” diyorsun bana. \”Bu evin en çok nesini seviyorum biliyor musun?\” diye soruyorsun. Yüzüne bakıyorum merakla ve veriyorsun cevabını; \”İçinde aşkı ve seni barındırmasını…\” 

Bilmiyorsun ki, sen gittiğinden beri aşk adımını atmadı bu eve. Bir tek ben varım artık evin içinde, hiçbir şey eskisi gibi değil. Epeydir kapağını açmadığım kitaplarım, her birine kokun sinmiş eşyalarım küskünler bana biliyorum. Seni düşünmekten hiçbirine zaman ayıramıyorum. 

Hayal devam ediyor, seni alıp o çok sevdiğin yeşil kanepeye oturtuyorum. \”Nerelerdeydin?\” diye sormak istiyorum ama sorularımla seni sıkmaktan korkuyorum. Oysa çıldırtan bir merak bu. Bensiz mutlu olup olmadığını öğrenmek istiyorum mesela… Sahi mutlu musun? Gittiğin herde huzurlu musun? Yoksa benim gibi yarım ve kırık mısın? 

Şarap kadehlerimizi tokuşturuyoruz \”Neyin şerefine?\” diye soruyorsun, bilmezmiş gibi. Ben hep kadeh kaldırırken \”Sana ve bana\” demedim mi? Öyleyse, hayal de olsan yine \”Sana ve bana\” kalkacak kadehlerimiz. Madem en güzel zamanlarımızı birlikte yaşadık, madem aşka dair paylaşmadık hiçbir şey bırakmadık, bu gece de öyle olacak. Yan yana uzanacağız kanepede. Tenin tenime, dudakların dudaklarıma değecek. Bir ürperti gelip yerleşecek bedenlerimize. Gece maviye dönüşecek, tenine yakamozlar düşecek. Zamanlar silinecek, mekanlar yok olacak. Bir biz kalacağız, bir de bizi yakan aşk ateşi…. 

Hayal dedim ya, sonu yok bunun. Sensizlikle baş edebilmenin tek yolu bu. Kimbilir, belki bir yerlerde sen de beni hayal ediyorsundur. Ve kimbilir biz kavuşamadık ama belki hayallerimiz kavuşur… 

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir