GÖNLÜMÜN GÜNLÜĞÜ (1)

 

günü akşamüstünden beri yazışamıyoruz. Birbirimize yazma güzelliğimizi elimizden aldılar. Sana yazamayınca, senin bana yazdıklarını okuyamayınca kanatlarım kırıldı, uçamıyorum artık. Gülümseyemiyorum da…

Evet telefonda sesini duymak, gülüşünün sesine yüklediği anlamı hissetmek çok keyif verici bir duygu. Ama yazışmanın, duyguları kelimelere dökmenin tadı da farklı bir doyum kaynağı. Hem yazışmak, hem de ara sıra sesimizi duymak çok daha yoğun bir güzellik.

Meğer tanışmamızdan bu yana geçen süre içinde benim 24 saatlik yaşamım olmuşsun. Sana yazmak ve senden gelecek yazıları beklemek… “Tamam yazıp gönderdim seni öpüyorum” anlamını taşıyan telefonun sinyalini beklemek ne kadar heyecan verici imiş. Günde birkaç kez konuşuyoruz şimdi telefonda. Söylemek istediklerimizi söylemeye para yetmiyor ki! …Gözü kör olsun paranın…İyi ki!… İkimizde yazmayı seviyoruz. Yoksa sermayeyi nereye yükleyecektik bilemiyorum.

Öyle çok özlüyorum ki, seni. Öyle çok özlüyorum ki!… Yaşam kaynağım olup çıkıverdin. Nasıl bu kadar hızla ilerledik. Ufacık bir mesajdı sana yazdığım, ufacık bir cevaptı bana yazdığın. Sonra sayfalar dolusu yazdık birbirimize. Hiç bitmeyen kelimelerimiz vardı. Bir aylık hatta 28 günlük yazışmalarla iki tane telli dosya tepeleme doldu. Defalarca okuyorum hepsini. Okşuyorum sayfaları tek tek… Onlar benim havam, suyum, ekmeğim… Günümün neşesi, güzellikleri… Onlar benim sevgim… senin sevgin… birbirimizle geçirdiğimiz zamanlar… O kadar değerliler ki! Değerini ölçebilecek bir hesap, yüzde, ayar ortalarda görünmüyor.

Sana ulaşabilecek, dokunabilecek kadar yakın olmanı isterdim. Ama gönül bu işte, siparişe göre sevemiyor, gitti uzaklara konuverdi. Aklımda doğru kaldıysa ” Aşkın sigortası uzaklıktır “ demiş Enis Batur. Bizde bu sigortaya fazlasıyla sahibiz. Birlikte geçireceğimiz zamanlar o kadar az ki! …

10 yıllık kalkınma planları mucidi sensin. Nasıl bir gelecek planladın bilmiyorum. Bu alan sana ait. Seni seviyorum biliyor musun?…Biliyorsun… biliyorsun ama yine de söylüyorum işte. Sesindeki , gülüşündeki kıvraklığa bayılıyorum. Hızlı hızlı bir şeyler anlatan sesinin coşkusu kanımı kaynatıyor. Kafaca çok seviştik ama kollarımın seni sardığı andaki duyguları tatmak, bedeninin sıcaklığını hissetmek…gözlerinde beni görmek istiyorum.Bencillik ama aslında bütün hayatını istiyorum. Uzun bir beraberlik olmalı. Nasıl olacak bilmiyorum ama olmalı… olmalı işte… Birbirimize iyi geceler diledik biraz önce. Sen çoktan uyumuşsundur şimdi biliyorum. Uykucusun işte uykucu. Keşke bende uyuyabilseydim öyle çabucak…yastığı görür görmez gözlerime sonsuz uykular doluşsaydı. Herhalde ölürken de gözlerim açık ölürüm ben.

Şimdilik yazacaklarım bu kadar. Zaman akıp gitti seninle. Gece merdiveni dayadı sabaha. Seni koynuma saklayıp yatacağım ve güne beraber açacağız gözlerimizi… Hadi şimdi gözlerini açmadan yakala öpücüklerimi.

Hatice BEDİROĞLU

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir