GİZ

Biteceğinin hissedildiği ve de biten bir aşka…

Seni saklayamayacak kadar çok seviyorum sevgilim… İstiyorum ki herkes duysun aşkımızı… Lâkin sen saklanmaktan yanasın, anlıyorum hiçbir zaman açık yüreklilikle ortaya çıkmayacak, aşkımızı çıkarmayacaksın… Oysaki aşk hikâyemize başlarken ne inançlarım vardı… Biz birbirimize aittik artık ve de kimselerden saklamamıza lüzum yoktu… Gerçeğe dönmemize lüzum bile görmeden bir gün çekip gidecek misin? Oysaki ben bizle başlayıp sadece bizle sona erdirmek istemiştim birçok şeyi…  Yaşadığımız şey gerçeğe dönemeyen bir aşk oyunu mu sevgilim? Tövbelerden uzakta, gerçeklerden çok ama çok uzakta, sonsuzluğu unutmuş, unutturmuş; yalnızca şu anımızda… Birbirimizi geleceğimizde de yaşatmamızı istiyorum… Ne olur bitmesin… Ben seni sensiz de çok sevdim, lâkin şimdi sen varsın, haykıralım istiyorum… Gitme Sevgilim… Gitme… Ne olur sen de iste ki; bir gün gerçeğe dönelim… Uzaktan uzağa sevme faslımız bitsin, yan yana aşkı bertaraf edelim… Sana kızıyorum, bizi başkalarında yaşatmaya bir kez olsun ihtimal vermediğin için… Bana seni anlatmayıp her şeyi mahvedenin ben olduğuma inandığın ve de inandırmaya çalıştığın için… Bu şekilde bile seviyorum… Ama aşk hikâyemizin sonunu bir türlü çözemiyorum… Gerçeğin olamadım henüz, olsam haykırmaz mıydın? Geleceğinde de yer alamadım bir türlü, yer alsam şu anınla boğar mıydın? Birbirimizden gitmemize meydan verme istiyorum… İstiyorum ki birbirimizden gitmeyi düşündüğümüz anda bile birbirimize dönelim… Lâkin sen de yerimi az çok görüyorum… Mesafeler ortasında bir gönül eğlencesi… Ellerini tutmama bile izin vermeyeceksin, o sözler aşk oyunumuzda kalacak… Ve kapıyı çarpıp acımasızca bir gün gidecek misin? Susup ardından sessizlik köprüleri kuracağım, gözyaşlarımla denizleri, gölleri şaşırtacağım… Bırak da sevgilim; böyle bir aşk yüreğimize oturmuşken yok etmeyelim… Bırak da haykıralım, ne olur bu kez bırak… Eskiden benim olman için sana yalvarır dururdum şimdi ise; bizi ilan etmen için senden şans istiyorum… Bizi herkese anlatalım… Bizi birbirimize anlatmaktan vazgeçip bizi başkalarına da taşıyalım… Yoksa kahrolacağım yoksa sonunu göremeden aşk oyununda kurban olmuş olacağım… Beni anlıyorsun değil mi sevgilim? Sesimi duyuyorsun şimdi öyle değil mi sevdiğim? İstiyorum ki; bizi haykırıp bizi sonsuzluğa taşıyalım… Çok geç olmadan bu aşkı yüreğimizden, her bir hücremize taşıyalım…Susuyorsun… İşte yine susuyorsun… Sendeki yerimi biliyorum, yalnızlık köpründe sana eşlik edecek bir dost arıyorsun, onu da seçtin, beni öyle görüyorsun… Bende yerin hiçbir zaman küçülmedi, küçülecekken büyüdü ben küçüldüm… Korkularıma gem vurdurdum, seni kızgınlığımla bile çok sevdim hep, hep yüreğine şiirler şarkılar büyüttüm…   Bu aşk serüvenini istedim ki herkes okusun bizden sonrakiler bile nasiplensin… Oysaki sen sadece bir gizsin… Daha ne kadar böyle kalmaya gönüllüsün daha ne kadar süre beni bir muammanın ortasında yaşatacaksın bilmiyorum… Bildiğim tek bir şey var ki; İnançlarımı yıkabilecek zemini hazırladığında yüreğim senden nefret etmekten bile utanmayacak, onun bile asilliğini yaşayacak… Bu senin elinde… Yüreğini tam olarak esir alamamışım,  nedense sözler hep sana ait, baştan sonuna kadar… Yüreğim zaten sana ait bari konuşma fırsatını verebilseydin bana… Bu yolun sonunda çıkmazlar mı var? Aşktan utandım hiç gerçek olamadığım kadar…                                     Dilara AKSOY

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: