Eyy gönül

yaşama dair ne varsa senin gözlerinden geçiyordu oysa..ama sen bunu bilmiyordun veya anlamak istemiyordun.gözlerine baktığım bir bir saniyenin çok degerli olduğu bu dünyada hayat gibi ve diger insanlar gibi sende beni anlamamıştın..
sana olan sevgimi her dile getirdiğimde ,kıyıya vuran yunusların o deli dalgaları yenemeyişi ve ve pes kıyıya vuruşu misali beni benle ve sensiz ızdırap ismini koyduğum kaderimle nikahlıyordun.beni benle ve yanlızlığımla prangalıyor.oynatamadığım ayaklarımla sana doğru her uzanışımda ,elimi her uzattığımda;elinin tersiyle itiyordun bir kenara..hemde bir zavallı gibi…
bu kadar zalim ve gaddar birinimi sevmişim diye gecemi gündüzümü bu karamsar düşüncelerle geçirmemi sağlayarak sigara izmaritlerinin dibine kadar çektiriyordun cigerlerime kendini ve hasretini;genç yaşta ihtiyarladım bu deli inadım yüzünden.iinat ediyordum çünkü sen bu kadar zalim olamazdın.kendimimi kandırıyordum bilmiyorum ama ben bir zalime delicesine,karşılıksız ve sonunda ölüm olsada bağlanmazdım.o benim sevdiğim ,o benim hayallerimi süsleyen ve karşıma çıktığına inandığım sen olamazdın
belki ben imkansızın peşinde koşuyordum dediğin gibi.belki bana ölümle yaşam arasındaki o saliselikte olsa o anı,o an kadar tebessümü çok görücektin.boşunaydı çırpınıslarım.günden güne senin bana aşk diye uzattığın bir kaşık suda boğuluyordum.eriyordum.belki beni bitkin bir halde görmek zevk veriyordu sana.sana ihtiyacım oluşu ve her ihtiyacım olduğunda gözlerini kaçırman ve bir çocuk gibi burun kıvırman bu zalimliğinden olsa gerek.
gönlüme söz geçmiyordu.ne vardı imkansızın peşinde koşacak. ne vardı oturup ağlayacak geceler boyu.kara kara düşünüp hayata küsecek.karadenizde gemilerin mi battı diyenlere mutlu bir insan modeli cizip yalancı gülüş atacak.ne anlamı vardı da her seferinde geri çevrileceğini bile bile soğuk bir kış gecesinde bir tas sıcak çorba için kapıyı tıklamak;açılacak kapıyı uzanacak sıcak bir çorbayı beklemek ,karın tokluğuna.ne vardı,anlamı vardıda bu kadar zulüm çektirmek kendine.yazık değil mi gençliğine,o güzel yıllarına.bir daha dönemeyeceğin güzel anılarla doldurman gereken yılları;bir soysuza bir zalime bel bağlayarak ,bile bile panzehiri olmayan zehiri yudumlamanın ne anlamı vardı.yaşadığının farkında olamayanlar var bunca zamandır.sevginin büyüklüğünü göremeyecek kadar körler var etrafında.. hala anlamadın mı eyy gönül
eyy gönül bugüne kadar sevgine layık göremediğin ve seninde göremediğin papatyalar oldu aslında hayatında.belki gözlerini açıp bakmadığın ve bir zalime kaptırdığın gönlünü birazda olsa kapatmasaydın o papatyalara.işte o an ayaklarının altında ezilenleri şimdi görecektin
gel vazgeç bu sevdadan.koparma çiçeklerini ,kırma daha solmadan dalından.yeni doğan gün umut olsun sana,ümit olsun ilerde doğacak çocuğunun adı.belki geçmişte güle uzattığın eline diken battı , iz kaldıama o iz kalan yer kapansın .kanatma tekrar.bırak ellerin seni papatyalara götürsün.öyle gün gelir ki papatyaları ne kadar çok sevdiğini anlarsın.sonradan pişman olmadan gel vazgeç bu sevdadan
vazgeç ki gülün kaf dagındaki burnunu kaldırma iyice
vazgeç ki gül kendini papatyaların arasında yalnız hissetsin.
vazgeç ki gül solduktan sonra aynaya baksın ve bir papatya kadar mutlu olamadım şu hayatta severken sevilmedim desin
vazgeç ki gül papatyaya olan sevdana bakıp bugüne kadar kanattığı ona uzanan ,sevgi yumağı o elleri arasın
vazgeç ki senin sevdan kadar büyük,kelebekler,cıvıl cıvıl kuş sesleriyle uyandığın,uğur böceklerinin uçuştuğu,beyaz güvercinlerin semalarında süzüldüğü,tavşanların cirit attığı,koskocaman;sevdiğinle kurduğun papatyalarla dolu bir kır olsun özlemin ,özlemlerin sevgi olsun,aydınlık olsun;gözlerine baktığın zaman yeniden güneşin doğuşunu müjdeleyen biri olsun özlemin.ve hiç bir zaman batmasın o güneş ufkunda EYY GÖNÜL…..

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: