EY AŞK!

Ey AŞK…! Ey Aşk! Sen nasıl bir şeysin ki, bu kadar sessiz ve de derinden yaklaşabiliyorsun…Ey aşk! Düzeni bozulmuş dünyayı bir de sen ters düz ediyorsun… Kalbim birine adanıvermişti, şarkılar söylüyordum ardından boğum boğum. Sonra baktım ki şarkılarımız bile farklıymış, bedenler birbirinden ayrıyken. Ey Aşk! Nasıl bir şeysin ki, arada yalnızlığa karışıyor bazen de sevilenin ardından akıtılan gözyaşı oluyorsun… Bir kere olsun bile dinlemedin beni, hep kendin şarkılar söyledin durdun… Bir kere olsun bile yüreğimdekileri göremedin gelip yerleştin, aniden oturdun… Ey Aşk! Yalpaladım sayende… Şimdi çok sevsem bile nafile… Sen benden seni ve de çok sevdiğimi aldın… Şimdiden sonra sevebilsem ne fayda? Ey aşk! Sen nasıl bir duygusun ki, en körü en aptalı bile mutlu edebilecek kıvama getiriyorsun… Ama bazen de öyle çok mutsuz, öyle çok derbeder ediyorsun ki gülebilene yeniden bir kez daha aşk olsun! Aldığım ilhamları bir gün sana geri vereceğim, yeniden mutluluk reçetemi yazabilmen için… Ey aşk! Çok seviyordum ben, en az senin kadar, ölesiye birini… Sana anlatmıştım onu… Ona da anlatmıştım isterse senin bizim olabileceğini sonradan bizi “biz!”diyip yaşatabileceğini… Kabullendi sanmıştım… Şimdi parçalarım farklı yerlerde, her biri en umulmadık köşelerde… Ey aşk! Bizi kandıran sen değildin; senle beni kandırıp da kaçan oydu… Artık faydasız her şey… Bu mukadderat değişmeyecek… Şansı bol olsun diye dualarımı etsem, şanslarım bana küsecek, yüreği daima sevgiye doymuş olsun desem, yüreğim elini eteğini çekecek… Gözleri hiçbir zaman ve de hiçbir an yaş dolmasın desem, gözyaşlarım kuruyup ah edecek… Söyle şimdi ne yapayım ben ey aşk! Çamura bulanmış ve yeniden yeni yüreklerde yeni bedenler de çaremi ararken, söyle ben şimdi ne yapayım? Ey aşk! Mademki çok uzaktık onunla birbirimize… Neden yakınlaştırdın bizi? Mademki bir zaman sonra el olacaktık, bir başka sevda fırtınalarında esen rüzgâr olacaktık, neden bizi yakınlaştırdın? Ey aşk! Mademki acını yüreğimin en dibine atacaktın? Neden mutluluklarımla helâlleşmeme bile fırsat tanımadın? Aşk! Sen nasıl bir şeysin ki aynı anda güldürüp aynı anda ağlatıyorsun… Sen nesin ki, kendini ne sanıyorsun? Yeniden gülebilmek için diyorum ve de yeniden sevebilmek için… Ona bile şans tanımıyorsun! Yalpaladım, lekelendim, en dipte bir yarayım şimdi… Ey aşk! Mademki onu uzaklara salacaktın neden yakınıma getirdin, neden yüreğime eriştirdin? Sitemler bitebilseydi sözleriyle boğulan çok olurdu… İyi ki de sitemler var… Haykırış tabloları yerine… Son kez ve de bir kez daha dinle aşk! Affedilemez bir sevda türküsü dinlettin bana… Bunun için kızgın olmalıyım sana… Lâkin eğer şimdiden sonra umut takvimine koşturursan yüreğimi ve de bedenimi… Affedebilirim o zaman seni… Bu kez mutluluğun bayrağını devralmama fırsat ver… Ey aşk! Eziyetlerini boşluğa sal da, beni sar… Sonra ben de sarayım yüreğime yol olmasını istediğimi… Yanlışlar ve de geçmişin en acı yüzü silinsin bir anda… Aşk! Kabul ediyorsan bir kez daha sevindir gönlümü, kabul etmiyorsan var git yoluna… Bir zaman sonra selamını alırım belki, o hiç ummadığım yansımandan…                                                   Dilara AKSOY

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: