Diyarbakır’da İntizar

Harcıyorum ömrümü gençliğim tükeniyor 
Bu kentin sokakları adeta daralıyor 
Diyarbekir içinde avare bir hayatın 
Dem tutan yollarında sonumu görüyorum

Harcıyorum ömrümü gençliğim tükeniyor 
Bu kentin sokakları adeta daralıyor 
Diyarbekir içinde avare bir hayatın 
Dem tutan yollarında sonumu görüyorum 

Hançepek’te başladı serserilik hayatım 
Saray Kapı’ya düştü ilk mapusluk ayağım 
Vuruyorlardı beni Ali Paşa içinde 
Kurşunlara gelmiştim Meryem Ana önünde 

Dört ayaklı minare karşısında kilise 
O sokağın başında vuruldum bir güzele 
Onun adı Kozete Ermeni asıllıydı 
Onu da seviyordum şehrin sokaklarıydı 

İki ayrı dünyanın insanları denildi 
Farklı dinlere mensup gönüller sevemezdi 
O sevgi kalsın sizin ebedi içinizde 
Birleşmeniz imkansız yer gök yarılıverse 

Yakmıştım mahalleyi rastgele taramıştım 
Deli dediler bana tımarhane yatmıştım 
Kozete’mden ayrıldım gözüm kaldı o evde 
İncelen yerden kopsun veriyordum içine 

Bağlar Kuruçeşme’de yeni bir sayfa açtım 
Mutlu değildim ama yine de umutluydum 
Kozete’mi aradım izine rastlamadım 
O ihtiyar babası onu benden kopardı 

Tüm şehri aramıştım şehir kazan ben kepçe 
Bağlar’dan Ben-u Sen’e Melik Ahmet’i bile 
Kırılıyor umudum şehrin her köşesinde 
Vuruyordum kafamı taşlara gündüz gece 

Ateşlenmiştim yine kıpırdıyordu kanım 
Serserilik ruhuma işliyor adım adım 
Geçmişi hatırladım ölümü arzuladım 
Bir o yana bu yana belasına atladım 

Kesilmiş cezam vardı aranırdım her yerde 
Bir taraftan polisi belalılar ötede 
İki uçta beterdi hangisine sığınsam 
Yok artık kurtuluşum sevdiğimi bir bulsam 

Onu bir kez görmeden eğer ki öleceksem 
Açık gidecek gözüm bu hasret beni yerden 
Yerlerede vuracak içimde hep kalacak 
O kızın hatırası yüreğimde yanacak 

Yaşlanıyor bedenim kaçak olmak uğruna 
Kozete evlenmişti haber geliyor bana 
Can evimden vuruldum ölmek kolaydı bana 
Alayına kin tuttum vurdum kendimi yola 

Bir benmişim gönlünde zoraki evlilikmiş 
Baskı üstüne baskı hiç çaresi kalmamış 
Bedenini satmışlar gönlü Diyarbakır’mış 
Al canımı Allah’ım sabır taşı çatlarmış 

Bedenim göçüyordu çok uzak diyarlara 
Nerden bilecektim ki Kozete’m var orada 
Kader oyun oynadı sürükledi buraya 
Onbeş yaşında oğlu çıkacaktı karşıma 

Davrandı silahına tetiğe basmasıyla 
Yığılıverdim yere Kozete çığlığıyla 
Koşuverdi yanıma sarıldı bedenime 
Gözyaşı olup aktık Diyarbekir yerine 

İlk ben çıktım bahtına serserilik uğruna 
Beni vuran oğluymuş sevdalı aynı yola 
Kozete’mi gördüm ya umrumda değil dünya 
İlk defa mutlu oldum yaşadığım hayatta 

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir