Bir gün acıtacağım ben de seni…

Bir gün acıtacağım ben de seni…

Aşk insanı nasıl da mutlu eder değil mi? Ayağımız kesiliverir yerden. Nabzımız o insanın adıyla atar, tik tik. Kimseyi görmez göz., duymaz kulak. Yalnızca o vardır dünyada artık.Ve bir ödüldür, insana bu duygu.

Ne var ki o ödül korunmaz. Hep kalacak sanılır yürekte. Halbuki gecekondu gibi, çarçabuk, aşk da konuvermiştir yüreklere.Yani güçlü değil. Derme çatma malzemeler vardır temelinde. Ha işte o temel emekle, öz veriyle her an sağlamlaştırılmışsa korkmayın artık. Kolay kolay yıkılmaz.

Yıllar önce yazmıştım, insanın doğasında çok eşlilik var diye. Bizi, yaşam içinde tek eşli kılan, yönlendirmelerdir. Etik değerlerdir. Ve tabii ki en önemlisi, sevgiliye duyulan gönül bağıdır. 

Nedense çok eşlilik erkekler tarafından ipotek altına alınmış, kadınlara da geriye sadakat kalmıştır. Toplum da alkış tutmuştur çok eşli erkeklerimize. \”Elini yıkar geçer\” diyerek. Şeytana uyup da, gözünün ucuyla, yan taraftaki erkeğe bakan kadına da, kocaman bir damga.

Çok eşliliği genlerinde bulan yada miras kaldığını sanan erkeklerimiz, ahlak değerleriyle, baskı altında olan kadını için, asla şüphelenmez. Toplum kendi yerine, kadınını gözetir zaten.Yani kadının, namus bekçileri çok zaten.

Halbuki kadın, işlediği cinayetler gibi, ihanetini de, çok ince hesaplar üzerine yapar. Özünde intikam duygusu taşıyarak. Bir nevi hesaplaşma yani, erkeğiyle.

Erkeğin; farklı beden, farklı ten arayışı yerine kadın, duygu arar. Belki de o zamana kadar, büyük bir sabırla katlanmıştır yaşadığı ihanetlere.

Durulur, akıllanır diye beklemiştir sevdiği adamı. Ama, çentiklerle doludur beyninin kıvrımları. Yapılan ince ince hesaplardan sonra, geçer harekete kadın. Hep kafasında, \”Bir gün acıtacağım seni\” düşüncesi hakimdir.

Erkeklere göre, ilk firarlarında bile ustaca eyleme geçer kadın. Arkasında pek iz bırakmadan. Hem de çoğu zaman, erkeğinin hiç şüphelenmeyeceği kişilerle. Belki erkeğinin en yakın arkadaşıyla, belki gazetesini aldığı market sahibiyle, belki patronuyla, belki de kumasıyla. 

Düşünsenize; bir erkeğin 2, bazen 3 hanımı oluyor.Ve bu kadınlar aynı evde yaşayarak, aynı adamı paylaşıyorlar. Bekliyorlar ki sıra kendisine gelsin diye. Adam onları uyuyor bilse de, acıtıyorlardır aynı adamın yüreğini, aldıkları inanılmaz haz ile. Bu hazzın adı, intikamdır.

Aslında beraberlik sürerken, kadın, şifresini vermiştir erkeğine tehdit cümleleriyle.\”eğer beni aldatırsan, hemen bende seni aldatırım\” diye. Ertelenmiş ihanet gizlidir bu tehdit de. 

Ben kadın ihanetini akrebe benzetirim. Akrep de, canı yanacağını anladığında ya da ürktüğünde, karşı tarafın canını yaktığını düşünür. Ama ne var ki, aslında canından can gitmiştir. Ve, bu kendini koruma iç güdüsüyle yapılan, karşı tarafa zarar verme duygusu, onun sonu olur. 

Öfkesinin yada ertelenmişliğinin intikamını alan kadın, aslında içten içten de acı çeker. Belki de bedenini, kimliğini, öğrendiği değerlerini kirlenmiş hisseder. Ruhu gene aç kalmıştır sevgiye. Doyan ve intikam alan bedenidir.

Ama; eğer severse kadın diğer erkeği, gözü kara, boylu boyunca yaşar yeni aşkını. Bedel ödemeyi göze alarak. Yalanlara, kaçamak buluşmalara, yasak saatlere izin vermez, cesurca sarılır, yaşamına giren yeni, diğer erkeğe.

Ah… Ne olurdu sanki, hiç aldatmacalar olmasaydı. Sevgiliğin bittiği yerde, dürüstçe, vazgeçilse beraberlikten. Çünkü ihanet uyuşturucu gibi. Bir kana girmeye görsün.. O zehir dolaşır durur kanda.
uğur ilhan
Yazan : Uğur ilhan

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: