BENİ AFFET..

Kim bilebilir ki…Kim…Derin nefeslerle soluyordu.Hava oldukça karanlıktı.İki tarafı toprak kaplı sessiz ve sakin bir yolun ortasında gelip geçenlere aldırmadan yürüyordu.Dışardan bakanlara ölüm kalım savaşı veren bir savaşçı görünümü veren pejmurde , kirli sakallı , uzun saçlı , bakımsız ve bitkindi.İç fırtınalar geçiren bir zavallının yerine ölüme mahkum edilmiş bir sefil görüntüsündeydi.Uzun zamandır baktığı yoktu aynaya.Dostlarını birer birer terketmiş ve içine kapanmıştı.Kimseyle ilgisi yoktu.Yürüyordu.Sessiz ve sakin…
Gözlerini yolun kenarına çevirdiğinde sıcak havayı içine hapsetmiş ve kulübenin içinde oynayan 3 köpeğin olduğunu gördü.Ve onlara büyük bir sevencenlikle dokunan okşayan sahibini..Bir an imrendiğini hissetti vasıfsız üç köpeğe…Bir zavallıydı…Umutlarını körelten neredeydi….Nerede….
***
“Soğuk bir Eylül sabahıydı…Aradan geçeli yıllar olmuştu fakat kalbinde yer eden o derin çigileri silememişti….Ne kadarda mutluydular..Gözlerinde beliren mutlulukları yüreğine ince ince işleyen o bakışlar o eda..Yolda yürürken savrulan saçlarına yıldızların imrendiğini hissederdi..Bakarken korkardı incinmesinden..Nasıl olabilirdi ki.Nasıl olurda çekip gidebilirdi.Ufuk çigisinde kararan yollara baktı..Yolların kenarına dökülen yaprakları karalayıp bıraktığı günlerine saydı..Moraran gözlerine şefkatle bakan , ellerini sevgiyle tutan nasıl olabilirde bir oyuna aldanıp gidebilirdi…Dökülen gözyaşları yanağından süzüldü…Süzüldü…
Birden sert bir kornayla irkildi..Edilen küfürlere alışmıştı artık..
***
Annesinin kendi doğumundan sonra öldüğünü babasından öğrendiğinde henüz ilkokul beşe gidiyordu.Hep annesinin geleceğini söyleyen yalanların bittiği o yıl küçücük yüreği dayanmamıştı buna.İşlerinin yoğunluğundan çocuğuyla ilgilenemeyen babaysa istediği ilgiyi gösteremiyordu çocuğuna.Bir depremde yıkılan devlet binasındada babasının acı bir şekilde can verdiğini tam iki yıl sonra öğrenmişti..Ağladığı günleri küçücük yüreğiyle çırpındığı günleri hatırladı…
Ablasını hiç tanımamıştı.Yabancı biri için herşeyi bırakıp kaçtığını duymuştu sadece babasından.Yani O’nun gibi…
***
Kanlar içindeydi bedeni.Gelen taksiyi görememiş ve çarpılmıştı.Görenlerin geriden bakıp “zavallı…yazık olmuş…”dediğini işitsede ayağa kalkacak gücü bulamıyordu kendisinde.Ambulansa bindirilip getirildiği hastanenin girişinde acele adımlarla koşanları hüngür hüngür ağlayanları görüyordu.Gözlerinin kapandığını hisseder gibi oluyordu.Kalbinin duracağı anı bekliyormuşçasına huzur doluydu..Yanına koşarak gelenin kim olduğunu anlayamadı.Onca kişinin içinde Hakan abi diye koşarak gelenin kim olduğunu seçemiyordu.Kısa bir şaşkınlık geçirip doğrulmaya çalışırken:
“Kanama ağırlaştı çabuk olsanıza” diye yükselen ses uğultunun içinde bir telaşa sebep oldu.Evet O’ydu.İki yıl önce trafik kazasında ölümden kurtardığı genç kız.Kendisini arada bir ziyarete gelirdi.Sanki hatırlar gibiydi.Annesinin bir devlet hastenesinde doktor olduğunu söylemişti.
Hatane koridorunda koşuştururken girdiği ameliyathanenin kapıları sonuna kadar kapanmıştı.
Annesine aylardır anlattığı Hakan abisi kanlar içindeydi..
***
Gözlerini çevirip baktığında dünyanın başına yıkıldığını hissetmişti sanki…
Hasretle beklediği biriymişçesine gözlerine bakıyordu.Kızı annesinin bu halini yadırgamış şaşkınlıkla soruyordu:
-Anne kendinde misin.?
Yapılacak bir müadahele kalmamış ve ölümü bekleyen bu bedene tüm içtenliğiyle baktı…Sanki yalvarıyordu..Elimde değildi ben istermiydim nolur ölme nolur….
Çaresizce baktı O’na..Tüm yaptıklarına rağmen yıllardır beslediği özlemi isyanı anlatmaya çalıştı sanki.Tüm gücünü toplayarak sordu:
-Bunu bana neden yaptın..?Neden…?
Gözleri kapanan zavallı adam duyduğu son iki kelimeyle can verdi…
“Beni Affet…”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: