Ayrılık Hikayesi…

 

Ayrılığın bilmem kaçıncı gecesi, yine seni düşünüyor ve arzuluyorum. Bir türlü çıkaramıyorum kendimi, daldığım o sonsuz düşüncelerin içerisinden. Bir çıkar yol,bir umut ışığı bulamadım kendime bazen hata bende mi diye soruyorum o taş diye adlandırdığın kalbime,soruyorum duygusuz diye tabir ettiğin gönlüme ama mantıklı,tatmin edecek bir cevaba erişemiyorum,her ayrılığın bir nedeni vardır yaşama sebebim ben daha ölmedim…

Ölüm yaşlıdır ve her an doğacak kadar genç.Hani bir şiir vardı sana okuduğum bilmem hatırlar mı sın’’ölümdür yaşanan tek başına,aşk iki kişiliktir ‘’ diye devam eden. Gerçekten de öyle; şimdi ölümü yaşıyorum yokluğunda, ölümde denmez beklide eğer yaşamak nefes almaksa ben yaşıyorum,yaşamak hayatın tadına varmaksa,ki öyle, sensiz öldüm bağışla beni,cenazeme çelenkte getirme istemem,ayrılık vaktinden önce gelmişse ölüme ne hacet, bırakıp gittiğin aşk tekrar yaşanmayacak, bir daha yaz gelmeyecek gönlüme hep hazan yağmurları ıslatacak çatlamış dudaklarımı,bir daha getirmeyecek poyraz gül kokunu, hiçbir şey de seni hatırlatacak bir iz kalmayacak,oysa adın hep dilimde olacak,seni unutmayacağım kaybolan ahuların kıvrandığı su, seni unutmayacağım ürkek ceylan bakışlım,seni unutmayacağım, gece yarılarında dinlediğim her türkü ay ışığında seni hatırlatacak, titrek bir rüzgar esecek ismini heceleyerek, ve sen olan bitenden habersiz kuş tüyü yastığında, onca güzel düşler kurarak uyuyacaksın, kabusları aldım baş ucuma ki rahat uyuyasın diye lakin ben her düşümü senle kurardım,her derde senle derman arardım, kanayan yaralarımın ilacı sendin, şimdi bilmem! Hangi derman kalmayan yüreklere su serpiyorsun,hangi el tutuyor soğuk ellerini,hangi dilden dinliyorsun yalancı aşk şiirlerini,şairlerine inat okunanlarından, benin şiirim asla okunmayacak güzelim, ellerim hep soğuk kalacak, bir tutanım, bir ısıtanım olmayacak senden başka…

Senden ayrı çok günler yaşayacağım seninle birlikte farkında olsan da olmasan da, fallarımda sen çıkacaksın,bu kez yalan söylemeyecek falcılar gerçeği anlatacak,o zaman anlayacaksın senin için yanıp tutuşan birinin var olduğuna,o zaman fark edeceksin, bu zamana kadar yaşanmış aşkların yetersizliğini işte o an seni senden de çok düşünen,varlığını yaşama sebebi sayan bir delinin canını almanın hüznünü,o zaman anlayacaksın Leyla ile Mecnunu,sen Leyla olamadın sevgilim ben her zamanki mecnun, terk edip gittiğin kerem, arkandan ağlattın Ferhat, zindanda yaşayan Tahir ….çok mu istedin yeni bir aşk hikayesi yazdırmayı, kalbini sana adayan birinin hayatını karartmayı; yaşanılmamış onca güzel günleri silip gitmeyi, ve en önemlisi bir zamanlar senin için her şeyi ifade ettiğini söylediğin Batu nun hayatının baharını yaşamamasını. İşte senin sevgin bu kadar, bana senin için ne ifade ettiğini soruyordun ben ise her defasında’’gün gelir anlarsın demiştim’’ gün geldi ve geçiyor; sen gelecek kışı ve giden baharı ifade edeceksin. Sevgim yaşlı ve her gün doğacak kadar genç, gel artık duy sesimi, feryadımı, anla seni ne kadar sevdiğimi, seni bu kalbe zor sığdırdım sevgimi anlatmaya kalksam kelimeler utanacak acizliklerinden,ihtiyarlatma sevgimi gel yeniden doğur,saf ve temiz duygularla,unutalım her şeyi,yaşanılmamış sayalım geçen günleri,çektiğim eziyet dolu ayları,birlikte büyütelim sevgiyi,yükseltelim tekrar arza, gel gözlerinde ölümü beklettiğim dilber,her şeyi bir kenara bırak, gittiğin gibi gel,gelişine adayacak ozanlar en güzel şiirlerini,dön de bitsin ozanların derdi, dön de yazılmasın artık ayrılık şiirleri,biraz da mutluluğu analım gelecek günlerimizde, göz yaşı dökülmesin artık kanlanan,mahurlaşan gözlerden, gel de bülbül gülüne kavuşsun Azrail yetişmeden, ciğerlerine bu yalancı gül kokuları gelmeden, doyurmaz onu her koku. o gerçek aşkı buldu; kandırmaz ruhunu yalancı kokular,tat vermez beyaz güller o kanının rengini sevdi ….

Gelmedi mi daha gidenlerin dönme vakti, yatağını soğutma yerin halen sıcak duruyor sevgilim, eğer dönmeye niyetin yoksa sen bilirsin,ben seni uzaktan da severim, varlığın bile yeter bu aşkı yaşatmaya,ben sana daim olmuşum kim fasıl eder. Her gece yanında uyanmak niyetiyle giriyorum teninin sindiği yatağıma, çatlayan ellerimi açıp yalvarıyorum tanrıma ne olur sıcak bir gün de onunla uyansam diye. Gücüm kalmadı artık cananım, canımdan bıktırdı ayrılık beni, hiçbir şey tat vermez oldu yada her şey sende anlam buluyordu, gittiğin gibi onları da aldın götürdün, geride boynu bükük bir garip bıraktın, her gün akan bir çeşme mimar ettin, nefes alan bir ölü yarattın, yollarında gezen bir gölge bıraktın, gölgeni izleyip de tanımadığı bir can bıraktın.Sakın unutma sevgilim koşarak gittiğin kalp seni asla unutmayacak, her daim seninle olacak, varlığını yaşama sebebi sayacak, sensiz hiçbir şeyden zevk almayacak, gece yarılarına kadar hayaller kurup en güzel düşlere seninle dalacak, seni sevdiğini dağlara yazacak, bulamazsın sevgilim, eğer böyle biri varsa ben seni hiç sevmedim. Günler gelip geçecek hayatından her şeyi unutacaksın,Velhasıl gönlümden silinip gideceksin,silinen sensin, kaybolacak olan da benim. aşkın hep benimle kalacak,birlikte var olacağız nice yıllarda istesen de istemesen de, yanarsa bu şiir yanar yanarsa bu aşk yanar.

03 Kasım 2003 Pazartesi 02:40:11

Batuhan Batu

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir