YALVARMAM SANA

Yazar huriye 

YALVARMAM SANA

Ucuz ve tozlanmış mendillere mi sarıp sarmaladım sandın yüreğini,
Ondan mı bu anlamsız hükümsüzlüğün…
Belki pahalı mendillere saramadım yüreğini…
Ama emin ol yüreğimde saklı tuttuğum en temiz mendillere sardım yüreğini…
Yüreğin ölüme giderken bir başka yürek yüzünden,
Yüreğim yüreğine can vermedi mi söylesene…
Sessizlerdesin, susma konuş haksızsam haksızsın de…
Ama yeter ki bir şey söyle…
Ah sen! Hiç değişmeyeceksin değil mi?
Tamam istediğin olsun, sen sus….
Ben konuşurum sevdiğim ikimizin yerine…
Alışkınım ne de olsa…

Ben mi istedim ayrılığın defterini elime vermeni..
Bu zamana kadar ayrılığın defterinin neye benzediğini bile merak etmedim…
Daha doğrusu korktum, ayrılık defteri ağırdır bilir misin?
Ben gayet iyi bilirim yar, sayende öğrendim her sayfasında ne anlamlar yüklü olduğunu…
Sayfaların çokluğu kadar, içindeki yükümlülükleride hayli ağırdır.
Her yürek o ayrılık defterini taşıyamaz, her ne kadar elleriyle tutsada…
Benim yüreğim, senin hayalinle dayandı.

Tahmin etmiş miydin?
Bu ayrılığın bizi bitireceğini…
Etmemiştin değil mi?
Her ne kadar ben bitmedim desende, bitmişsin belli hiç kandırma boşuna…
Haline bak, ne zamandır aynalara küssün benim gibi…
Ben onu bile hatırlamıyorum, galiba beni bıraktığın ilk o günden sonra…
Nasıl görünüyorum peki, sana olsun kötü gözükmek istemem.
Gerçi hiç bakımlı halimle dikkat etmedin ki beni…
Bende ki de bi anlık heves işte…
Sen bakma bana..

Sevdim mi sanıyorsun bir başkasını senin kadar.
Belki de sanmışsındır, ama öyle sanıyorsan yanılıyorsun, haberin olsun…
Ben senleyken kördüm, sanki hayata senle açtım gözlerimi ve yine senle kapatacaktım kendimce…
Dedim ya kendimce işte, seni katmadım merak etme…
Gerçi sevdim de ne oldu, sevildim mi?
Tartışılır o işte…

Unuturum mu sandın bir çırpıda seni…
Unutmak ne mümkün sevgilim, unutmak ne mümkün…
Her an senle yanıp, kahroluyorken sensizliğin bu anlamsız ve boş şehrinde…
İsmini haykkırırken dağların eteklerinden, uzanan vadilere
Ve canımın acısının sebebini hala sende arıyorsam…
Şimdi sen söyle nasıl unutmuşumdur seni….
Seni unutmadım sevgili…

Uzat ellerini bana, ellerin ellerime değdiğinde titremeliyim o dakika, içim gıcıklamalı hatta…
Boynuna sarılmalıyım ve Seni seviyorum diye fısıldamalıyım kulağına usulca…
Sessiz ve kimsenin olmadığı şehirlere taşınmalıyız hatta…
O koca şehirde bir sen, bir de ben olmalıyım…
Şehrin ismi bizim adlarımızı çağrıştırmalı ve o şehri kim duysa aşkın yer aldığı yer diye konuşmalı..
Şehrin suskun ve kimsesiz görünümün tam orta göbeğine gitmeliyiz beraber
Bir meydan ortası da olabilir…
Ay ve yıldızlar şahit olmalı aşkımıza o dakika…
Tabii bunlar birer hayal…
Biliyorum sen, ayrılık defterini ilk verdiğin an elime ben olmayan ve adını bile daha ezberleyemediğim şehirlere taşındın…
Belki şehrin ismi ezberimde yok ama numaran ve adın mıh gibi yüreğimde kazılı…
Korkma sensizlikle susamış bu şehirde öleceğimi bilsem
Bu kadar susmalardan sonra daha arayıp,
Yalvarmam sana…[/COLOR]

YAZAN: HURİYE ÖZDEMİR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

12 − 7 =

%d blogcu bunu beğendi: