Şemdinli

Yazar yaşgül
Ölümün en güzel haliydi belki
Bakışlarında donup kalmıştı tebessüm
Üç yaşında bir gonca, taze gül kokusu
Namlunun ucunda can veren masum..

Hiç bir günahın dokunmadığı ten
En mavi düşlerin pervasız tutkusu
Toprağa aykırı, mezara sığmaz beden
Gözlerinde okunan o son bakış korkusu..

/Çünkü namluya tapan eller
Kutsanmış muzafferiyetler aradı..
Dağları yurt edindi ötekiler
Yol kesti Halo, Hüseyin’i taradı…./

Vakitsiz geldi haberin
Daha dün mektubun vardı buraya
İzin günü yakın, siz yolumu gözleyin
Haber salın demişsin, kardeşim Mustafa’ya..

Sen ki, ölmek kolay iş derdin
Bu zor’a nasıl dayanılır sevdalım?
Aklım başımda değil, yüreğim yangın
Şimdi yola savrulmuş kırık bir dalım….

/Çünkü okyanus ötesinden bir ses
Kulağına fısıldadı soysuz Eylül’ün..
Yaprak dökümüne gebe alınan nefes
Kavurdu gövdesini açılan gülün……/

Utandık insan olmaktan
Kar değildi yolları kapatan beyim
İsimsiz doğup sürgün yaşamaktan
Yoruldu vurdukça vurulan yüreğim..

Buralarda bomba sesiyle başlar gece
Kundakta bebeler kin büyütür koynunda
On beşinde ölüm kusar dudağındaki hece
Yirmisinde uslanmaz bir eşkıyadır yurdunda..

/Çünkü Şemdinli’de bir sabah
Tahrik gücü yüksek sesler duyulur..
Sinsi bir pazarlık kapı ardında
Bir orospu tavrıyla üzerini soyunur…/

Hangisi dost, hangisi düşman
Çölemerik yaylasında kim kimi vurur?
Konuştukça suç, sustukça pişman
Öldükçe kahraman denir durulur……

Bu nasıl devran, bu nasıl düzen
Çanakkale oradan bakar da durur
Hiç mi yoktur etrafta aklıyla gezen
Şehitler diyarında, hayın sorulur…

/Çünkü ucuzdur bu ülkede can
Saltanat içinde dolaşır durur iblis
Bir elin parmağından süzüldükçe kan
Sırıtır kendini doğrayan beyinsiz…/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

14 + 16 =

%d blogcu bunu beğendi: