Sana Kaç Adım Vardı?

Sana kaç adım vardı? 
Yine sayamadım… 
Soluk soluğa kaldım…. Kendini nasıl da hatırlattın bana (unutamamıştım ki seni hiç)… 
Sana dokunmadığım zamanlarda, kaprisli aşıklar gibi oluyorsun hep… 
Bir parçam olduğun gerçeğini bildiğin halde, 
hep daha fazlası, 
daha da fazlası, 
senin için neyi ne kadar yapabilirim zorlaması, 
bildiğin halde görmeyi isteme çaban… 

Yoruluyorum ve yorulduğumla kalıyorum… 
Keşke beni bu kadar zorlamasan diyorum sessizce; duymuyorsun. 

Dün yolda gördüm seni… Yaşını başını almış, ağır aksak adımlarla çıkıyordum indiğin yokuştan… Durup gözlerine baktım derin derin… Uçarak kaçtın bakışlarımdan (gözlerime bakarken kuşun kanadında buluyorum hep kendimi)… 

Sana kaç adım vardı?… 
Adımlarımı saymaya çalıştım. Düşünmek istemediğim zamanların bitmesini istediğim senaryolarını geçirdim aklımdan… Yüzü kızartılmış, sırtına attığı çantasının içine kendi benliğini tıkıştırmış, gözleri boşluğa bakan insanların yanından kaçmaya çalıştım… 
Yer kabuğunun kırık çizgilerine düşen, uykunun taşıdığı başka alemlerden geri dönmek istemeyen bir kadının çığlığına dolandım… 
Ayağa kalkmaya çabaladıkça, en derin mağaraların sonsuz sayıda görünen galerilerine yuvarlandım. 

Sana kaç adım vardı? 
Yine sayamadım… 
Soluk soluğa kaldım…. 

[ Hüseyin.. ]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 × three =

%d blogcu bunu beğendi: