Pes ettim…

Daldaki yapraktım yaşamda,Hayat denilen ağacın dallarından,En yalnız olanında bir küçük yaprak,Yalnızdı üzerinde bulunduğum dalım,Karışmıyordu,Düğüm olmuyordu diğer arkadaşlarıyla,Ben de böylelikle, ulaşamıyordum diğer yapraklara,Kendi dalımın tek tük,Yapraklarıyla haşır neşirdim. Dört mevsimi yaşıyordu ağacımız,Tabi dallar da,Ve tabi ben de,İlkbahar huzurlu,Yaz da sıkıntılı,Sonbahar da tedirgin,Ve, kış ta perişan. Her yaprak farklı,Etkileniyordu dört mevsimden,Mesela,Benim tarafa rüzgâr daha hızlı vururdu,Üzerindeki dalımın yalnızlık,Kaderi kaderimdi yani,Ama anlatıyorduk her yağmuru, karı, fırtınayı,Tekrar güneşe yüzümüzü huzurla çeviriyorduk,Biz,Yalnız bir dalın üzerindeki tek tük yapraklar,Belki da en güçlüleriydik hayat ağacının. Derken,Hiç beklemediğimiz bir şey oldu,Karşımızdaki dal yumağının,Bir yaprağı düşüverdi kahverengi toprağa,Hayır,Kış değildi,Kar yoktu,Fırtına yoktu,Anlamadık, anlam veremedik,Düşündük, düşündük,Derken ayrıldı aramızdan bir yaprak daha,Bu sefer kıştı,Kar vardı, fırtına vardı,Yaprak yaşamında yalnızdı. Bir, iki, üç derken,Bu alışır oldu hepimizin paylaştığı ağaçta,Artık anladık,Mevsim ne olursa olsun,Yapraklar ne kadar yalnız,Hür, mutlu, hastalıklı, perişan olursa olsun,Düşüveriyordu o dalın tutunduğu,İnce cik elini bırakarak. Gördük,Düşündük,Anladık ve bekledik,Bizimde sonumuz olacak,Kahverengi, o bize çok uzak görünen,Toprağa düşecektik,Bekledik, bekledik,Artık biliyorduk,Yalnız, coşkulu, mutlu, hüzünlü,Olmanın boş olduğunu,Artık biliyorduk yavaş, yavaş bitiyorduk,Derken,Bir sabah hiç yapmadığım bir şey yaptım,Sanki beni bir esinti dürttü de,Doğan güneşi seyretmem için uyandırdı,İzledim,Hayran kaldım,Coşkulandım,Duygulandım,Ağladım,Sarsıldım ama tek tük arkadaşlarımı uyandırdım,Tek başıma göğüsleyemedim bunu,Bunu dalımda öğrenmiştim,Tek başıma dimdik kalmayı,Biliyordum, sonumu görüyordum,Gün yeni başlamış,Doğa rengine kavuşmuş,Gökyüzü mavi suretine dönmüş,Karanlığı bir kenara itmişti,Gözümü ayırdım ışıl, ışıl güneşten,Baktım hayat ağacıma,Uyuyordu çoğu yapraklar, hiç uyanık görmedim,Sonumu göremeyecekler dedim,Ve o an son sevincimi yaşadım,Ne oluyordu bana titriyordum,Titriyordum hiç durmadan,Kahretsin uyanacak arkadaşlarım,Ama uyanmadılar,Ve o an son kez ne oluyor dedim,Artık hareket etmiyordum,Aklım birden kahverengi, o bize çok uzak olan,Toprağa düşen diğer yapraklara geldi,Ama nasıl olur,Bedenim böyle güçsüzken,Bilincim hala böylesine güçlü kalabilir mi ?Ve o an son kez ‘hayret’ ettim. O da ne ? Bağım kopuyordu dal mı sımsıkı,Biraz direndim,Biraz daha direndim,Ve o an son kez ‘mücadele’ ettim,Olmuyordu, yapamıyordum,Sanki ellerime felç gelmişti,Ver sanki dalım da beni,Barındırmak istemiyordu,Beni serbest bırakıyordu,Olmuyordu, yapamıyordum ve yapamadım,Ve o an son kez ‘pes’ ettim,Ellerim tamamen koptu dalımdan,Hissediyordum toprağa doğru ilerleyişimi,Zaman biraz geçti,Ve sonunda tüm bedenim çarptı toprağa,Ve o an son kez ’acı’ hissettim,Artık hiçbir yerimi hissetmiyordum,Hissetmiyor,hisset,hisse, his, hi, h….                                      Sami ARLAN…

Latest posts by ygafmin (see all)

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: