KATRE

Zamanın arkasına saklanan biz insanoğlu.
Kim olduğumuzu anlıyormuyuz?ların arkasına anlamadığımızın hep mi yanında olacağız.
Sarhoş muyuz da sallanır gezeleriz?
Nerdesin? Nerdesin?
Kendimden vazgeçtim, bulamadım.
Tüm viraneler ben.
Kolluk, karakolluk değil,
Divanelik, seyirlik, yalnızlık ve biraz da gariplik…

Bir sonrasına yoksun bedenim.
Senin hakkın, salladığın zarın eşsiz yek’inde…
Bir sallamanın avuç arası kadar bütün haklarımız.

Zor mu anlarız? 
Yazık! 
Bir ömürde ancak bir -La havle-kadarız.
Kim demiş “bilirim” diye?
Sakına sakına geldin adem sen bugünlere.
Kaf dağının zirvesi mi var?
Yoksa çıkanlar ki hani nerde?

Bir yolcuyuz, 
-Of-deyip attığımız adımız adımın tozundan küçük bir katre kadarız..
Yek bedenimiz.
Yek kalbimiz.

At bohçaya at, kat ki sen kat.. Dolarsa!..
Terlerse sırtın yükünden, akıtırım gözümden yaşları bir küçük damla ile yüzümden.

Akılsız değil zaman.
Unutmaz. Unutturmaz.
Yükseklerden seslense de 
Dilin söyler: Gel, zaman; git zaman…
Oysa ne gelir zaman ellerine, ne de gider ellerinden.
Kırık dağların eteğine göz ucuyla uzanacak kadar kısa,
en acımasızca aceleyi duymayacak kadar uzun..

Ya rast gelecek, kapılar açılacak.
Ya yek gelecek, denkleşmeyerek geçişecek…

ZÜMRAY

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four × 2 =

%d blogcu bunu beğendi: