İşte gidiyorum

Yazar halil ibrahim
İşte gidiyorum Krşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü İşte gidiyorum Toprak alsın benimde bu hazin öykümü İşte gidiyorum, gurbet yorgunu gövdemi Çukura kim indirecek İşte gidiyorum Bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek Çürüdü gözlerim, yüreğim, bu yağmurlu şehirde İşte gidiyorum Beni kaldırın, hicran kalsın teneşirde Size yüzyallardır sesini kaybetmiş Bir türkü söyliyecektim… Ve bir yayla şefkatiyle Kirpiğinizin ucundan öpecektim Bir masum türküydü sadece Yüzbinlerce madurun gönlünde Belki söyleriz hepbirlikte Belki, mahşerin birinci gününde Nasıl sevmiştim hepinizi..nasıl böyle oldu akıbetim? Ve nasıl çöle döndü O benim gül gülistan memleketim İşte gidiyorum, hiçbiriniz, hiçbir dilde beni anlamadınız Ben başımı verdim, sizinse İnsafsız bir linç oldu karşılığınız İşte gidiyorum Penceresiz bir dünyanın labirentine İşte gidiyorum ”Saçlarındaki yıldızları koparabilirsin anne” Sonunda kaptırdım gönlümü ölüm denen o kaypak türküye… Ve işte kurtuldun benden Şen olasın ey sevgilim Türkiye Elbet benimde vardı Kendime ve yurduma dair umutlarım Belki bıraktığım yerden sürdürür Dostlarım, karım ve çocuklarım… Çatladı yüreğim çatladı sazım Demekki böyleymiş yazım Sizlere armağan olsun Sizlerden ödünç aldığım bu yürek sızım… Benim hiç hayalim olmadı anne Ne seni rahat ettirdim, ne kendim ettim rahat Bir mutluluk fotoğrafı bile çekdirmedi bu hayat Kaybolmuş bir anahtar kadar sahipsizim anne Ne omuzumda bir dost eli, ne saçımda bir şefkat… Sayki yollarda akan, şu feydasız çamurdan anne… Sayki ıslanmaktım, üşümektim Sayki yağmurdum anne? Bunca yıldır gözyaşını, hangi denizlere sakladın, Oy ben öleyim, sen beni ne diye doğurdun anne?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 + 7 =

%d blogcu bunu beğendi: