Evrence Aşk

ipeksi bir yağmur sığınıyor düşlere,
düştükçe ellerime, göğe uzanasım geliyor.
ne hacet çıkmaya,
gökler iniyor benim için sokaklara…

güneş gözlerine iner kızılında sabahın
ve süreyya kayar en ıssızında sükutun,
ellerim kayar ellerinden,
titremiyor ellerim sen bakma bana
soğuk hava biraz…

yıldızlar süzülür,
kimi söner kimi ölür,
yalancı ışıkları var gecenin,
bin yıl öncesinden haber getirir.
üzülme sen,
gittiğin yerde de vardır yıldızlar,
adadığım martının kanadında
yüz bin galaksi parlaklığında ışık var…

ey venüs!
nedir seni topraksız yollara vuran,
neden görmez gözlerin güneşten başka,
nedir uçuran seni kanatsız,
direklerini ne vakit saldın,
nesi var göklerin aşksız.
nedir beni boğan bu duvarlar,
neden mezarım topraksız,
söyle venüs,
neden yaşanmıyor yarsız..

gittiğin dem buralardan,
bir ‘keşke’ dile dün için,
bin en parlak ışığına evrenin,
bugünü düne
zamanı boşluğa eşitle,
ne istediysen yap keşkende!
say ki dündü, say ki bugün,
yarınlarda arama
ben dünlerde sayıklıyorum…

ışık renk hayatta,
ışık can,
ışık öz zerrede,
elde durmaz, elden geçmez.
aşka vurur ışık,
yüreğim aydınlanır,
aşk hayat,
aşk var olmak,
aşk yok olmak,
akılda durmaz, sineden geçmez
aşkın vazgeçilmez…

 

Kaşif

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: