Dağınık Gazel

Yazar Yılmaz Odabaşı

göç
geçer
geçer ayrılıklar baladı
siyah bir orman olur gençliğimiz
böze böyle pay kalır
bize böyle pay kalır…
*
ağla sömürgem… belki dönemem
oralarda usul usul talazlanan nelirlerde yaz kalır
kış yanar, düş üşür yüreğimde
ağlarım… gözyaşım beyaz kalır

sonra askerler yeniden kuşatırlar aşınmış kaleleri
bin havaar parçalar gecenin döşeğini
ocaklar iniler, yas büyür, orta yerde kan kalır
dıngılava’da* peştemalli çocuklar havuzlara işerler
gözlerinde bir mahmur özlem kalır…

derken bir ankara, bir poyraz beni döve döve içeri alır
yollar da giderek uzaklaşır… giderek uzaklaşır
fahişeler terli kasıklarıyla sabaha uğurlanır
kuşlar inkar edilir, gökyüzü yağmalanır
ben büyürüm bu kederle kalbim uslanır…
*
ağla sömürgem! ağla ve kucakla kumral delikanlını
buralarda çatılmış bir tüfeğim böğrümde taflan kalır
şimdi kızılay’da oturmuşum hasretin kancasında
geçer zaman, geçer yıllar, günlere bir yeni hazan kalır
*
ağla sömürgem… sen hep mağlup bir ağlayışta
ben uzak susarım bu mağlubiyet için hep anlayışta
çöpçüler bu geceyi de piç edip süpürdüler
ben ise haber değeri bile olmayan bir haykırışta
özleminle hala bir yakarışta…
*
ağla! ben de ağlarım gözyaşlarım özlemine az kalır
buralarda nem var! nem varsa sende kalır
daha çağırırken beni
anı bile kalmaya tenezzül etmeyen o dağ dorukları
sömürgem yaslar durur sesime kırgın ayrılıkları…
*
gittim
ve yittim!
oralarda usul usul talazlanan nehirlerde yaz kalır
yaslarım günleri yüzüme gözyaşım beyaz kalır
burada yıllar küfürle uğurlanır
ben büyürüm içimdeki haylaz çocukla

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir