ÇIĞLIK

Yazar Mansur İlhan Yakar
Bir deli nutkunda, sükut çığlığım.
Ben beni duyarım, kimseler duymaz.
Akıl kıskacında tutsak varlığım.
Bıraksam gölgemi, deryaya sığmaz!

Has oda senindir buyursa ferman.
Diyarlar ardında her diyar yerim.
Dokuzköy ufkunda,görünse derman.
Halime ben yine, ağlasam derim.

Sığınak sanırım cismime evler.
Duvarlar konuşur, ben çıldırırım.
Her oda içinde, gizlenmiş devler.
Karanlık gözleri, tek tek tanırım.

İmdat çığlığıma güler gölgeler.
En asi celladı dostum sanırım.
Bedensiz duygusuz dinler peykeler!
Onlara hikayemi anlatırım.

Zindan sokaklara düştüğüm gece.
Yankısı koynumda ayak seslerim.
Karanlık, ruhumda dipsiz bilmece.
Sorular içinde, soru hislerim.

Kimsiniz içimde zalim duygular.
Kapımda her gece görünürsünüz.
Bulutlar üstünden elim korkular.
Benimle mateme, bürünürsünüz.

Bir asi yılandır, sevdamı sokmuş.
Visale kaçışta hasret duygusu.
Deliler köyünde kavuşmak yokmuş.
Ufuk çizgisinde, vuslat korkusu.

Sen cüce ihanet, kalleş teselli.
Zatını gölgeye gizleyen ahmak!
İnişin varlığı, yokuştan belli.
Bütün kapılara vurulan tokmak.

Kefen gibi sarmış tenimi zaman.
Kamile karşımda telkine durur.
Büyüdükce büyür, Kafdağı aman.
Hamile duygular, korku doğurur.

Aynalar içinden hayalet gece.
Karanlık, karanlık bakıyorsunuz.
Bir gizem çeşmesi gibi sadece.
Şırıl şırıl bana, akıyorsunuz

Mehtapta gölgesi bin yıllık çınar.
Kendini geceye nöbetçi tutmuş.
Simsiyah kolları, ruhumda yanar.
Her biri bir yandan, beynimi yutmuş.

Ruhumun davama, kırdığı kalem.
Ne çile arınmış ,ne derman mahkum.
Aynalar içinde, yalansa alem.
Şeklime bürünmüş,gölgeler korkum.

Ateşten gövdemin, kurşun kaderi.
Eriyip ömrümden, akıyorsunuz.
Hedefe doğduğum, zamandan beri.
Bastıkça tetiğe, yakıyorsunuz.

Kafdağı sokakta bir köpek ürür.
Masal perileri gibi dinlerim.
Bütün sancılarım üstüme yürür.
Toplanıp başımda ağlar cinlerim.

Bu karlı gecenin koynunda zifaf.
Gölgeler beyazda gelinlik giymiş.
Buz gibi teninde izlerim tuhaf.
Her gelin ayazda eriyip gitmiş.

Bu benim çığlığım bu benim tasam.
Islak yorganların verdiği sancı
Ne olur eşyayı bende anlasam.
Beynimde okunu kırardım avcı.

II

Ruhumda mühleti kollayan ecel.
Ansızın kapımdan girmek üzredir.
Beni bu diyardan götüren o el!
Yükümü sırtıma sarmak üzredir.

Yürürken ufuktan kaçıyor şekil.
Eşyayı uzakta küçülten esrar.
Ben isem vehmime müdahil vekil.
Kim verir yokluğa, zavallı karar.

Soruyor ruhumun gerçeği rüya.
Görünen uykunun görünmez gözü.
Varlığın firesi, yoklukmuş güya.
Görünür iflasın, muallak yüzü.

Raksında ömrümün sırrı dönence.
Boşlukta bu nizam, boşlukta zaman.
Feza da bu akıl, yokluk mu sence.
Ruhlara süzülen, zehirli duman

Varlığın aynası, mucize körmüş.
Hidayet nabzına saplanan bıçak.
Yokluğun şekli ne,kim nasıl görmüş.
Çıkarsın meydana, göstersin alçak.

Duvarda ağlıyor benden gölgeler.
Işıktan yansıyan, hakiki yüzüm.
Aramıza giren, gamsız perdeler.
Gölgeyi güneşsiz, görmüyor gözüm.

Ruhumda iğnesi nedir zamanın.
Celladın elinde, saniye hile.
Şifresi kırılmış meşhur yalanın.
Yıkanmış tefekkür! Ağlıyor çile.

İşveli kadındır aklımı çelmiş.
Yalancı varlığı vitrinde dünya.
Baktıkça maddesi manayı delmiş.
Ruhumu raksına, çağıran rüya.

Sen misin mimarı beden şeklimin.
Falcıya sunduğum sırlı bilmece.
Tabiat kanunu! mücize kimin.
Hakikat gözdesi, işte üç hece.

Bu alem vasfıdır, varlığı hadsiz.
İnsana gizlemiş, sırrını vicdan.
Her yeri doldursa, çığlık hudutsuz.
Zerresi anlamaz! Nedir bu figan!

Yuvarlak içinde dönen camekan.
Tadından tuzundan uzak gayesi
Atomun içinde, saklanan mekan.
Öteler yurdunun hafi payesi.

Bilinmez gaib’in indi perdesi.
Zifafa kavuştu mahzun ayrılık.
Buldum seni, ey çareler çaresi.
Silindi ufkumdan, gölge gayrılık.

Veraya kılavuz, bahtiyar yolcu.
Açıldı kapılar, göründü birlik.
Sürdüğüm bu hayat, işte ipucu.
Varlığın parçası, bendeki benlik.

Mansur İlhan Yakar
Üstadım Necip Fazıl Kısakürek ruhuna ithafımdır. ÇİLE şiirine naziredir.
www.edebisanatlar.com G.Y.Müd.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two × 5 =

%d blogcu bunu beğendi: