BİR İSKEÇE GECESİ

Çöker üstüme sarhoş bir İskeçe gecesi,
Balkan poyrazıyla ayılmaz.
Kopmuşum havasından İskeçe’nin,
Gözlerim kör,kulaklarım sağır;
Adımlarım Arnavut kaldırımlarında ,
Bir Anadolu,bir de senin hasretinle ağır.

Beyzi saat kulesinin,
Uzanır gölgesi üstüme yağız mı yağız;
Sessiz çanı duyulur yüreğimde,
Toprağa hasret,
Bayrağa hasret,
Ve benim gibi yalnız.

Çınar camisi serinliğinde ellerim,
Balık pazarı kokusu sinmiş avuçlarıma,
Kadehlerime şimdiden dolar,
Yapışkan uzonun kirli, beyaz rengi,
Artık bir kalem daha eklenecek suçlarıma.

Bu saatten sonra,
Bir puslu meyhaneye düşer yolum;
Yolculuğum,rasttan ,hüseyni türkülere derbeder,
Ud sesine eşlik eder klarnetle buzuki;
Aldanır rembetiko giriş taksimine,
Zeybek oynamaya kalkan iki kolum.

Sen gelirsin aklıma,
Nice on ikilikten sonra;
Dudaklarım bin ayrılık şarkısının,
Bestesi ve binlerce ayık hecesinden.
Seni özlerim birden;
Kıskançlıktan;şişeleri kavrarım;
Seni arzular her hücresi beynimin,
Ve seninle olmak bir İskeçe gecesinde.

Adımlarım yükselir Kırmızı Çeşme Sokağı’na.
Omuzlarıma basarken bir İskeçe gecesi.
Bende ılık gözyaşı,
Onda serin sular kesilmiş,
İçip de kanmamış sevdalıların nicesi.

Geri gider adımlarım;
Ya beni istemezsen?
Deva bulunur mu,
Bu geceden geri yürek sızılarıma…
Ya açılmazsa kapın,,
Sarhoş arzularıma..

Bilirim;
Sen de gönlünde beni taşımaktasın.
Çaldığımda kapını ürkek ürkek,
Yaşarken bir demet tereddüdü,
Ardında demir kapının,
Benim için üşümektesin,

Bir İskeçe gecesinde.

Naim ÖZDAMAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: