ANAKİN

Yazar MURATHAN MUNGAN  

kimse öç alamaz benim masumiyetimden 
dizelerdeki zehirle 
kaç hafıza gezer 
dilimin altında bilinen yılan 
dağları iğne deliğinden geçirir 
kimsenin zamanına uğramadan

tenha kin uzak gölge hileli 
köklerde demlenen 
içimizde dinmeyen kuytu mevsim 
vaktini bekleyen düğümlü sarmaşıklar gibi 
kalbim öldürür herkesi

ah kimseden sorulmaz ki 
hiçbirşey yapmamanın zehri

gövdeye indirilmiş sözlük 
kullanırken azalan 
vahşiliğin likit beklentisi 
içimizde çakallanan şimdi, 
burada ve hiçbir zaman

taze hikayelerle yamanır yaralı bellek 
tuzak yeni tehlikelerle gövdelenir 
hiç kullanılmadıkları boşluklarda 
sanrısını tetikleyen kelimeler 
tanıdık bir yabancılık kazanır 
başkalarına anlatıldıkça 
çınlayan eşyanın 
teslim aldığı 
hayatların bilgisi 
sızamaz esrarımıza 
her iklim kendi mutlağını ararken 
kilitli hayallerin yer değiştirdiği aynalardan 
aynalara yepyeni bir boşluk kalır

damarlarımda sahipsiz akan 
kuraklık 
gürültüsü vahşi kan 
çöl kanunları geçiyor 
göçümün unutulmuş ormanlarından 
kin bekliyor kınında 
borçlandığı zamanları 
geri göndermek için 
kullandığı günahlara 
yemin ve rehin 
ne kadar ikizse kalbimize 
ölüm aşkta seğirir 
kimseye aldırmadan 
geçen mevsimler gibi 
biz kendimizi tanıdık sanırken 
yıllar bizi kendiyle değiştirir

ancak şiirle söyleyebiliriz: 
kendimize bunca yabancılık 
bizi tanıdık kılan

kırmızı netice, kızıl kin 
kandan alınmış rengin verimi 
ömrün birçok çaprazı gibi 
uzaklık kazanır görüldükçe 
aşkla öldürür, ölümle aşık eder 
ruhun duvarlarına köpürmüş 
kara is karanlık iklim uçsuz gerçeklik 
kendini yaşar sahibinin görünmezinde 
ne kadar yolculuk etsende dibe 
içinden çıkamadığın 
içindeki ölü çocuk 
her şey ne çok belli derken 
ne çok belirsizlik 
anaya babaya yar a aşk kadar derin 
aşk kadar büyük kin 
yıllara eşlik eden sinsi nabız 
saydam zırhlarla korunmuş büyük şemsiyesi gündeliğin 
balık gözlerinin bile göremediği derinliklerde 
bizden sonrakilere devrettiğimiz 
bize teğet kuşanmış gizlerin 
bazen yanılıp aşk deriz buna 
zaten yanılmadan diyemediği hiç kimsenin 
dipte derin damar 
aşk, en köklü kin 
ana baba yar 
bir gün hepsi kaybolur 
birbirinin yarasının içinde

derin, çok derin

toprağın bilinen sırlarıyla 
kendimden yapılmış mezarımı örter gibi 
bağışlıyorum suçlarımı bilmediğim bir karanlığa 
ne kadar ödeşsen de ömrün yetmez 
bizi biz yapan içimizin saklı sularında 
bizden habersiz yaşayanlara

aştım sandığın bir eşiğin ayakları altında 
bir gün bir damar uğultusu vurur dünyaya 
ölerek bile kaçamazsın aramızdan 
ehlileştirilmiş tekrarlarla yaşanan sayıklama 
yeniden döneceksin buraya 
imkansızdır aşk insan imkansızlaştıkça 
dünya başka bir yer olana kadar: anakin


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

thirteen − 12 =

%d blogcu bunu beğendi: