39 Numaralı Yolcu

Gidişin dönülmezliğinedir biletler.. 
Giden gidişe alır biletini, dönüşüne değil.. 
Yüreğinde izi kalmışsa anıların 
Gelişi de geliş yönünde alınacak 
Bir daha gitmeler olmasın diye.. 

Soğuk olur otogarın peronları 
Giden sevgilinin yokluğu titretir bedeni 
Göz yaşları vardır tekerlek izlerinde.. 
Binişi vardır ardına bakmadan, 
Sanki gidilen yönün gelişine bakılmadığı gibi. 
İki kişiliktir de; birini dolduramaz 
Anılarla örülen, ızgarasında yudum yudum 
İçilen sevdaların koltukları.. 
Otuz dokuz numaralı koltuğun eşi boştur.. 
Halbu ki; birbirini takip eder sıralar.. 
Bir birini takip etmeli sevdalar, 
Gözlerden inen tanelerin 
Diğerini takibi gibi.. 
Senden ve benden akan sevdaların 
Takibi ne kadar zor değil mi sevdiğim? ? 
Arkandan takibine billur tanelerimi 
Ateşe verdim de, göremedin sevgili; 
Vedaların hicrana arkadaşlığını seyre dalarken 
Göremezdin, alev topuna dönen inci tanelerimi.. 

Sela okur gibi acıtır içimi 
Muavinin sesi.. 
Yolcu kalmasın diye seslenirken.. 
Biliyor musun? 
Yüreğimde oturduğun koltukta boş kaldı.. 
Kimse oturmasın diye yıllarımı 
Rezerve yaptım.. 
Sen dönüşünü bana alana kadar.. 
Kocaman otobüs küçüldü gözlerimde, 
Peronlar sessizleşti, insanlar derinleşti.. 
Ayrılıklara taşınan yolculardan biriydin.. 
Başka birleşmelere giden yolcular gibi! 

İki oyuklu bir kasaturaydı 
Kaptanın direksiyon kavrayan elleri; 
Gitmeleri kesmeyecek kadar da kördü.. 
O kasatura ki; ellerimizi ayırdı, 
Vuslat inledi, sevdalar bağırdı.. 
Bilsen sevgili; gitmeler ne de ağırdı.. 

Beni deli eden bir uğultu! 
Yokluğunun ayak sesleri.. 
İşte gidiyorsun sevgili! 
Yarınlarımı da yanına alarak, 
Ömür hazneme umutsuzluğunu katarak.. 
Çözümsüz kalmıştı tüm uğraşlar, 
Cevapsız kalmıştı candan haykırışlar.. 

Sevgili! 
Parmaklarımın arasından kayıp giden ellerin 
Ellerin değil, mavilerimdi aslında.. 
Kelimelerin anlamdan ayrıldığı saatlere 
Eş düşmüştü gidişin.. 
Her kelime anlamsız, her anlatım kelimeden yoksun.. 

Gözlerine bakarak yalvardığımı duymadın mı? 
Gitme yar dedi içimdeki sesim.. 
Gidersen, gözlerim güneşini yitirecek 
Karanlığa esir düşecek bedenim, 
Yaşamaya dair kalmayacak nedenim.. 

Gülüşlerimi yerleştirdin mi bavuluna, 
Bakışlarımı aldın mı yanına? 
Ya yüreğim! Yüreğimi de sol cebine koydun mu? 
Hasretimi mendil edasıyla katlayıp, 
Bir nefeslik olsa da içine çektin mi? 

Ben, senden sonra adımladım tüm sokakları, 
Her yol bir diğerine hasret doğurmak için 
Birleşmelerdeydi.. 
Hepsi sessiz, hepsi mahsundu.. 
Göremezdin! Sokakları da bıraktın ardında.. 
Geceleri yalnızlık şarkılarına bıraktığın gibi.. 

“ Onu benden siz aldınız, 
Onu benden siz çaldınız, 
Şimdi yalnız bıraktınız, 
İstanbul Sokakları..” 
Haykırışlara döndü şarkılar! 
İsyanların vuslatı başlamıştı, 
Yüreğimden dilimle buluşmalarında.. 

“Söyleyin sevgilim nerde? 
İstanbul Sokakları..” 

Hasretin her işlenen oyasında bir kumrunun 
Acı, içli gözyaşı var sevdiğim.. 
Bir sabah pencerene konduğunda 
Kanadının altında sakladığı damlayı öp.. 
Kimbilir? O damla dönüş biletindir sevdiğim.. 
Biletini, katlamadan getir geriye.. 
Ben onu her gece yastığım altında 
Bozulmasın diye özenle sakladım.. 
Ben kendimi ömrüne sakladım, 
Bu yüzden yüreğimi sen gelene kadar 
Tüm sevilere yasakladım..

 

Dilek Kadıoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 + four =

%d blogcu bunu beğendi: