SEVGİLİYE MEKTUPLAR- 3

Bunu defalarca kez yaşadım. Dönüp dolaşıp kuş yuvaya geri dönüyor işte. Düşüncelere balıklama dalıp kıvrıla kıvrıla yüzmekten beynimin değil de gözlerimin yorulduğu bir yolculuğa koyuldum yine. Bunu defalarca kez yaşadım. Dönüp dolaşıp kuş yuvaya geri dönüyor işte. Düşüncelere balıklama dalıp kıvrıla kıvrıla yüzmekten beynimin değil de gözlerimin yorulduğu bir yolculuğa koyuldum yine. Sonunda göz kapaklarım ağırlaşıp hasretle öpecek yine birbirini kendiliğinden biliyorum. Biliyorum yine de durmayacak beynim, uzanacak olur olmaz uçlara söz dinlemeden. Orantı doğru elbette, sahibesi asi.

Yalnız, bir fark seziyorum bu kez; bana ait, ama benden öte bir şeyler var sanki. Yani özlene ve alışılmışın dışında. Camda yansıyan aynı yüz daha yumuşak çizgilere bürünmüş, kendime benziyor, çok benziyor. Bakıp bakıp bir daha bakıyorum, çıkaramıyorum. Tüm yıldızlar saçlarına düşmüş ve hareket ettikçe sedefleniyor ay yanaklarında. Gecenin rengi gözlerine yansıyor, ordan göğe sıçrıyor ve yıldız sanıyor herkes onları. Bu camda yansıyan benden öte bir şey işte, uğraşmıyorum. 

Şimdilerde sadece bir hikayeden ibaret olan ve gerçekleşme yolunda bir başarısızlıkla sonuçlanan bir düşüm düştü aklıma. Güneşin altına serilmiş, öylece geçmişken kendimden, alelacele fırlayıp yerimden denize baktım, daha önce hiç görmemişim gibi. Ayaklarımı sallayıp dalgalara doğru, neler olduğunu anlayamadan bakarken, bir taşın arasından hızla çıkıp kendini usulca suya bırakan yavru bir yengeçle karşılaştım. Bana ait, ama seni anlatan bir şeyler vardı sanki. Düşüm orda başladı sevgili… 

Yayvan bir kavanoz aldım önce elime. Kıvrık beyaz deniz çiçekleri yerleştirdim içine özenle ve birkaç tür yosun, elbette yeşilin farklı tonlarında. Aralarına deniz kabuğu ve salyangoz da koydum sonra birkaç tane. Çeşit olsun diye değil elbette, eksiksiz olsun istedim, huy. 

Sıra kavanoza deniz suyu doldurmaya geldiğinde, yengecin derdine düşmüştüm bile. Bir an korktum bu düşten de düşerim diye, ama neyse ki bir el uzandı ve tamamdı işte, yavru yengeç de avuçlarımda sıkı sıkı tuttuğum küçük denizde. 

Bende bir macera etkisi yaratan onca heyecandan sonra ayak parmaklarıma çarpan dalgayla irkildim. Düşüm kaldı orda öylece ve ben yine düştüm sevgili… 

Üzülmedim, üzülme sen de. Düşten bol ne var ki bende. Unuttum gitti bunu da dalgaların şırıltısıyla. 

Göz kapaklarım öpmek için birbirini sabırsızlanıyor sevgili. Denizi geride bıraktım ve geçen zaman beni soğuk, kuru bir iklime götürüyor. Gülen bir güne uyanmayı dileyerek, öpüyorum gözlerinden sevgili. İnanma sen, ayrılık getirir diyenlere… 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: