Nerdesin…!

Nerdesin…!

Nerdesin, yıllarca hasretini çektiğim sevgili? Nerdesin, hayâllerimin
güvercini, rüyâlarımın üveyki? Nerdesin baharımın müjdecisi? 
Izdırab dolu günlerimde, uykusuz geçen gecelerimde hep yolunu bekleyip durdum.
 Ufkumda beliren her karaltıya, \”bu O\’dur\” deyip, mutluluk türküleriyle yollara döküldüm
.
Guruplara kadar beklediğim nice günler vardır ki; kolum, kanadım kırık sensizlik kuyuma  dönerken,
 zambaktan hülyalarımla teselli olup durdum. Her yeni gün, benim için tasa ve kederden 
esintilerle gelip ruhumu ezerken, hep müjdeleyeceğin baharın ümitlerini nefes nefes içime 
çekiyordum Nerdesin ve ne zaman geleceksin,  Billahi, şu ölgün ruhumun, pörsümüş gönlümün 
hayat mumları sönmek üzeredir! Eğer canlara can katan temiz soluklarınla imdada yetişmezsen, 
kuruyan gönlümde, suyu çekilen havuzlarımda yaprağı dökülmedik tek nilüfer kalmayacaktır. 
Bağban gideli, bağ bozulalı sanki asırlar oldu. Gönül topraklarım sen den önce kuruyup çatlamaya 
başlamıştı seninle ümitlerim tomurcuğa durmuştu,vedan çabuk geldi hazırlıksız vurdu,şimdi bir
 başdan bir başa çöle döndü.gönlüm. Ben bu  uçsuz bucaksız kenan çöllerinde sensizlik kuyusuna 
düştüm ve gördüğüm her kervana, Yusuf\’un gömleğini soran Yakup  gibi seni sordum ve yoktu ne 
gömleğin nede senden bir haber ve geri döndüm sensizlik kuyuma .yeni umutlar beklemeye koyuldum. 

Sessizliğin ve kimsesizliğin içimi yalnızlıkla doldurduğu, bu insiz, cinsiz kuyuda, kaç defa sinekleri kartal;
 elsiz, ayaksız kötürümleri İskender diye alkışladım. Arkasından koşup durmadığım kâfile kalmadı. Ama sen, 
hiçbirinde yoktun! Karşılaştığım dostların,bana senden bir ses,bir nefes bir işik vermeyecek kadar zalim di ve
biliyormusun ne zalim bir hüsran dı anlatamam. bakışları miyop gibiydi,zaten sevgimi görmesini anlamasını 
beklemiyordum da ,sözlerin de senden esintiler ümit etmiştim ,oysa onun sözlerinde senin  coşkunluk ve tebessümlerin,
sevgin ,anlayışın  göze çarpmıyordu.. Zaman benim  için hep uçsuz bucaksız kenançölü, mekan bin kuyu oldu ,ve ben 
her kuyuda bin Yusuf oldum. kararan ufuklarda, hilâl arar gibi yolunu gözlüyor, her yüzde seni hayâl etmek, her çığlıkta
senin türkünü duymak istiyorum. Sana hasret, sana susuz ve sana tutkunum..! 

Seni vefalı, seni harbî, seni şuurlu ve seni hep becerikli tanıdım. Atmosferine sığınan,sevgisizlik görmez bildim. Sen
sadakat ve samimiyetin bestesi oldun. Gönül verdiklerinin ağlamasıyla ağladın; gülmeleriyle de güldün.
Onlar için inledin ve onlar için sevindin. Yüce gönlüne ve yukarılarda pervâz eden ruhuna, maddiyat ve dünyalar
 kement olamadı. Pürvefâydın yürekdendin..! şimdi nerdesin kardelenim.
Kafdağından ağır bir yükün altına girerken, ne yaptığımın şuuru içinde ve kararlı idim. Onun için ne yolların sarplığı, 
ne de önüne çıkan kan-revândan deryalar, bende gevşeklik, bende yılgınlık ve bende vefasızlık meydana getiremedi. 
Bir karasevdalı gibi girdiğim bu yolda, senden gelecek her türlü duruma amadeyim demiştim..! 

Hani bir keresinde, neden ben demiştinde ,sana ;seni görmeden bilmeden kapıldım,gönlüm aktı,bir kelebeğin ateşin ışığına
koştuğu gibi,pervasızca sana koşuyorum,ateşinle beni yakma ! ışığınla sevindir demiştim,hatta dilersen de beni yak ama ne 
olur büsbütün terketme demiştim,sende söz vermiştin yakmamaya.şimdi nerdesin …..
Ve yine bir defasında, benden isteğin ne demiştin,ve sana ,yaz sıcaklarında kavrulmaktan yorgun düşmüş münzevi gönlümü 
soğuk kış karları örtmüşken,bana baharı müjdeleyen kardelenim ol demiştim,ve sende bana bahar vadetmiştin.şimdi nerdesin…..

Hatırlarsan bir başka zaman, ya sana gelmeden ölürsem ne yaparsın demiştin,de sana acilan kapılarımı sonsuza dek 
kapatırım demiştim,sözümde durdum ve hep te duracağim
Gözlerim yollarını gözlerken, dilim davet türkülerini söylerken, yıkık  gönlüme,küçük hatıralarından ,büyük tohumlar ekmeye
 başladım,şimdi onları büyütmekle meşgulüm,onları hiç soldurmayacağim,gözlerimden ,gönlüme yol açacağim onları sulamak 
için hergün ağlayacağim,sessizce içten içe ve derinden.ve sana geldiğimde filizlenmiş olacaklar ,ben siz ne yaptın diye sorunca,
buket buket sana sunacağim ve sen onları tomurcuğa dönüştüreceksin ,engin şefkat ve merhametinle.

Gözlerim ilk geldiğin yolda takılıp kaldı. Ve, yıllar yıllı, bir daha geleceğinin ümidini, içimde besleyeceğim. Ve
hayâllerinle avunacağim usanmadan,bıkmadan,ümitle. Bu ümit, bu azimle sonsuzlara kadar, her şafakta seni arayacak ve
her kervandan seni soracağım. İnan, ne benim yalnızlık ve hasretim, ne de sensizlik kuyusunun uğultuları habire kudurup dursada,
senin yolunun delisi,varlığının dilencisi olmadan beni vazgeçiremeyecektir…! 
Bu uğurda, belki bin defa aldanacak, bin defa ateş böceklerine koşmalar dizecek, yüzbin defa artık gel tesbihleri çekeceğim
ve vaftiz suyunu âb-ı hayat diye içeceğim, ama, bir Mevlâna anlayışı içinde, senin yolundaki yalanlara dahi gönlümü çıkarıp 
armağan etmeden geri kalmayacağım… seni yalanlarınla ve günahlarınla bile hep seveceğim.

Ey tatlı rüyaların sevimli kahramanı! sensizlik karanlığının aydın ümitlerime zift sürmek istediği şu kara günlerde, ağzının 
diriltici iksirine muhtaç gönlümü daha fazla bekletme…! ne olur

bekletsende billahi gam değil senden geliyorsa onada razıyım ,ve bilki hep bekleyeceğim sonsuza kadar,kanımın son damlasına kadar 
ve ruhumun son çırpınışına kadar seni bekleyeceğim,yalanlarınla gerçeklerinle,günahlarınla ve sevabınla ,hep seni bekleyeceğim her halinle bekleyeceğim, sözveriyorum 

bütün kalbimle.bekleyeceğim…  s.d.m

                                                  munzevi

Latest posts by ygafmin (see all)

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir