Meçhule Mektuplar I

Çok zamandır  aynı idi   değişmezdi  gecelerimiz. Son günlerde, sen  sarsıla, sarsıla  ağlardın  ben  sigâralar  içerdim peş  peşe ağlardı , fakat  bilmezdin göz yaşlarının,  tümü  kaderin  deki  yazının  kelimesini  bırak  harfine  dahi silmeyeceğimi.

 

Dedim Ya :   hep  aynıydı  gecelerimiz.  Buğulu   camın ardındaki  sokak  lambasında  teselli  bulurduk.  Sanki kar,yağarken  kimilerine  göre  garip  bir  alışkanlıktır  belki  kim  bilir :  Bazen de   sobanın  üzerinde  ki  çaydanlığın  gizemli cızırtılarını  dinlerdik.  Hiç  konuşmadan :  bir  çocuğun  annesinden  ninni  dinlediğimiz  gibi.

Ben  sana  ağlarken  katılmazdım.  Gerçi  niçin  ağladığını  bilmezdim  çoğu zaman  çoğu  zaman  bahaneler  bulurdu kendince; Sudan  bahaneler…En  ufak bir tartışmada    sığınırdı  göz  yaşlarının  ardına .   Belki  yüreğimin  katı  olduğunu düşünürdü:  neden  yalan  söyleyip  çıkıp ta  şimdi  yağan  karın  altında  aramak  gelmiyor  içimden 

 Çünkü  giderken  açık  bıraktığı gönlümdeki kapı  hala  açık …

Yine  sobanın   üzerindeki  çaydanlığın  cızırtılarını  dinliyorum.  Pencereden sokak lambasının altındaki yağan kara bakarak  bir  musiki  gibi  ama  farklı  bir  şey  var.

Ben  ağlıyorum………

 

Ama  inkâr  edemem.  gece gibi karanlık saçlarını ve ay gibi  parlak  yüzünü  özlediğimi.  Hoyrat  bir  rüzgâr  esiyor sanki.  Yağmur damlaları  gibi  yuvarlanan  göz  yaşlarımı  üşütüyor;  boğazıma  bir  şeyler  düğümleniyor  taş  gibi.  Sonra  o taş gibi  şeyi  yutuyorum.  Sanki  nefes  alsam  seni  kaybedeceğim   açsam  gözlerimi    hayalin  silinecek  gözlerimden, bilirsin  duygular  davetsiz  misafir  gibidir.  Giderken  açık  bıraktığın  gönül  kapılarımdan  girdiler. 

Ve  işte  açmıyorum  gözlerimi. 

 

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: