Hadi o kahve gözlerini değdir gözlerime.

Biraz bakar mısın buraya? Çok fazla zamanını almak istemiyorum, lütfen…
Aslında ömrümü ömrüne katmak istiyorum ama boş ver şimdi bunları.
Bakıyor musun?
Hadi o kahve gözlerini değdir gözlerime.
“Denizin maviliğine inkarsa gözlerin;
Bir fincan kahvede boğulmaya hazır benliğim…”
Biraz bekler misin? 
Göz pınarlarımı uyarmam gerek…
Açmasınlar yine muslukları, boğulur yanaklarım, nasıl öpersin sonra beni?
Sahi, bu zamandan sonra öpecek misin ki…
Gözlerin çok yabancı bakıyor. 
Hey! Unuttun mu beni?
Benim ben! Sevgilin!
Neyse.. Biraz daha bak, tanırsın elbet.
Ne diyorduk? Hı, evet… Yokluğundan bahsedecektim.
Hani sabah olduğunu bilirsin ama gözlerini karanlığa açarsın ya
Hani bir melodi gelir kulağına ama nereden gelir bilmezsin ya
Hani bir koku gelir, sızlatır burnunun direğini ama tanımamak istersin ya
Hani… Hava soğur da bir çift el gelir zihnine ama tutunamazsın ya…
Of! Tam olarak anlatamıyorum ki.
Sen anladın beni.
Sen anlardın beni…

Tamam, biliyorum, artık bana ait değilsin.
Tamam, istersen gidebilirsin.
Ama bendeki sen’i silemez misin?
Bu son iyiliği hak ettiğimi düşünüyorum…
Tamam tamam, sen git…
Avuturum ben kendimi.
Soranlara; “Fiyakalı bir ayrılık senaryomuz var” derim mesela…
Kimselere söylemem inan;
Geleceğimizi çaldığını, kalbimi kırdığını, daha rahmime düşmeyen o minik kız çocuğuna kıydığını.
İnan bana, kimse bilmeyecek.

Ellerini uzatır mısın? Bir şeye bakmak istiyorum. 
Bak bu hayat çizgisi. Evet bak o.
Bir de benimkine bak…
Kesişmiyor sanki, sahi neden? 
Onunla nasıl kesiştirdin peki? Var bir hile..
Geometri dersin zayıftır bilirim.

Ya bırak her şeyi…
Lafı yine çok uzattım.
Sana da o mu öğretti böyle gitmeyi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sixteen − 10 =

%d blogcu bunu beğendi: