Durup dururken aklıma gelmenden nefret ediyorum.

Sadece özledim işte. Hayallerimizi, ne bilim işte yaşadıklarımızı falan. Biliyorum imkansız o zamanları geriye getirmek, beni sevmeni istemek…

Ama özledim işte, uyandığım zaman telefonuma senden gelen mesajları okumayı özledim, üstüme kalın bir şeyler giymem için beni zorlamanı, beni benden daha çok düşünmeni özledim, okulun önünde beni beklemeni, beni görünce gülümsediğin zamanları özledim, en sevdiğin renk olan maviyi özledim,saatlerce senin komik olmayan fıkralarını dinlemeyi, gözlerine bakmayı özledim. Beni çocuk gibi sevmeni, ellerim üşüdüğünde ısıtmanı özledim. Ses tonunu özledim. 

Onu ben çok özledim.

Arasam biliyorum kalbimden geçenleri söylemeyecek. Dönsem, biliyorum özlediklerim aynı olmayacak. Yeniden denesek biliyorum mutlu olamayacağız, hatta belki de birbirimizden daha çok nefret edeceğiz.

Bu kadar çok şeyi biliyorum ama şu soluk borumu kesip burnumun ucunda sızıya dönüşen hissi, kaburgalarımın içindeki yanmayı nasıl durdurucam  bilmiyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sixteen − 2 =

%d blogcu bunu beğendi: