“Dünyanın en yüce pırlantasına,”

“Senden ayrıldıktan sonra, hep yazmak için uğraştım. Daha ilk sözcükte ‘Bu da olmadı’ diyerek pek çok sayfayı buruşturup attım. “Senden ayrıldıktan sonra, hep yazmak için uğraştım. Daha ilk sözcükte ‘Bu da olmadı’ diyerek pek çok sayfayı buruşturup attım. Sana duygularımı yansıtayacak bir mektup yazmak öyle zor ki. Mektubu yazamadığım hergün, benim de sabırsızlığım arttı. Sanki duygularım sana ulaşmayınca, yüreğindeki sevgi susuz kalacak, beslenemiyecek gibi geldi bana.” 

“Sana duyduğum özlem her geçen gün artıyor. Denizin köpüren dalgaları kıyıya vurdukça çıkan seste, sabahları ağacın dalında öten, günün doğuşunu müjdeleyen kuş cıvıltılarında, esen rüzgarın ağaçlar arasından süzülürken çıkarttığı ıslık sesinde, güneşin parlaklığında, bulutlardan aşağıya şakırdayarak akan yağmurda hep seni düşünüyorum. Çevremdeki doğal güzellikler senin doğal ve saf birer parçanmış gibi görünüyor. Ah! bir birleşseler hepsi burada yanıbaşımda biraraya gelseler, canlanıverse diyorum. Seni çok özledim…” 

“Seni düşünürken, yüreğimi kaplayan bir sıcaklık, duygularımın sıcaklığı ile öyle hafifliyorum ki kanatlanıp uçmak, bir an önce sana ulaşmak istiyorum. Belkide bunun için mektubumu Pegasos’un kanatları arasında yazmaya başladım. Kalbimden kalemime, oradan yazdığım sözcüklere akan sevgim, mektubun satırları arasında sana ulaşsın, onu okuduğunda yüreğinde yeşeren sevgiyi sulasın, onu büyütsün…” 

“Yeni yıla girerken seninle beraber olmak, o son saniyede elini tutarken, yüreğimdeki çırpıntıyı senin de duyduğunu bilerek mutluluğu yaşamak çok güzel olurdu. Hep bu özlemle yaşadığımı bilmeni isterim.” 

“Gözlerimi kapayınca, düşüncelerime giren görüntün, önümde gülümseyerek belirince, seni tutup kucaklamak, yüreğimde alev alev yanan aşkıma sarmak isterim. Senin sıcaklığın onu beslesin, onu büyütsün…” 

“Gözlemini kapatınca, önümde ışıl ışıl parlayan görüntün, o göz kamaştırıcı görüntün, benim için bir pırlantadan daha değerlidir. O kadar değerli ve o kadar güzel ki, senin sevginle işlenmiş, çevreye saçılan parlaklıktan gözlerim kamaşır. Bu parlaklık beni kör eder. Yüreğimdeki sevgi gözlerini yitirir. Işığınla körelen sevgim, yalnız seni görür, yalnız seni duyar…” 

“Bakışlarındaki sıcaklığı düşünüyorum. O soğuk, lapa lapa kar yağan günlerde içimi ısıtırdı, beni üşümekten, donmaktan kurtarırdı. Gerçi buralarda soğuk karlı günler, senin gibi benden uzaklardalar ama yağmur yağarken, şimşek çakıp hava bozduğunda, çevreyi bir korku ve dehşet sararken, beni, senin bakışlarının sıcaklığı korur. O sıcacık sevgi dolu bakışların, beni sarıp fırtınalarda parçalanmaktan kurtarır, ısıtır…” 

“Sevgi özlemi ile yanıp tutuşurken, sana ulaşağım günleri iple çekiyorum. Günler yaklaştıkça duygularım gelişiyor, sevgim yüreğimde kat kat kabarıyor, oralara sığmıyor taşıyor, taşıyor… Seni kucaklamak, sıcaklığını benliğimde duymak, sevgi pınarından kana kana içip susuzluğumu gidermek için sabırsızlanıyorum. Kanatlarımı çırpıp bir an önce uçmak, sana doğru uçmak, sana kavuşmak istiyorum.” 

“Yüreğinden kopup, dudaklarında biçimlenen gülümsemeni öyle özledim ki… Onu yakalamak, avcumun içinde sıkıca tutmak, yumruğumu sıkmadan onu öpmek, öpmek istiyorum. Avcumu açmak istemiyorum, kaçmasın, uçup gitmesin diye..” 

“Bu son satırları kalemimle değil de yüreğimde beslediğim duygularımla yazmaya çalışırken, senin yeni yılını kutlar, yeni yılda sevgimizin bütünleşmesini dilerim…” 

“Dünyanın en yüce sevgilisine, en içten sevgilerle…” 

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir