Bu mektubu, vazgeçenlerime yazdım

MEKTUP…!

Bu mektubu, vazgeçenlerime yazdım,,,,,,,bir ihtimal ,okurlar;
Birbirimizin gözlerine yıllardır bakmadık.
İki Cenaze günü hariç…
Kızımın doğum günü bu gün, çocukluğumda kalanlardan biri çıkıp geldi, bisiklet almış kızıma,,, yüzümüzü,ve doğum günümüzü biliyormuş,,,, 
ne mutluluk verici.! 
MEKTUP…!

Bu mektubu, vazgeçenlerime yazdım,,,,,,,bir ihtimal ,okurlar;
Birbirimizin gözlerine yıllardır bakmadık.
İki Cenaze günü hariç…
Kızımın doğum günü bu gün, çocukluğumda kalanlardan biri çıkıp geldi, bisiklet almış kızıma,,, yüzümüzü,ve doğum günümüzü biliyormuş,,,, 
ne mutluluk verici.! 
Onu gördüğümde yaşadığım çooook sevincimi, …az yaşadığım mutluluklarıma karıştırıp yüreğimin en derininde sakladım,. Bende kaldığı o günü, onunla geçirdiğimiz çocukluğumuzu anlatırken birbirimize, o bir tek günün içinde yüreğime fotoğrafladım bütün geçmişi.. 
Neydi, nasıl bir şeydi ki benim topraklarımda ne anlama geliyoprduki şu hayat? İnsanın insanı yok etmeye verdiği bir savaşmıydı?. 
Nasıl ya! öldürmek tek bir mermiyken, yıllarca namluyu şakağımda tutmaları neden? 
En çok prensesime üzüldüm, ve en çok onun yaşamasına mani olamadığım yalnızlığımıza,vazgeçişmişliğimiz, itilmişliğimize…! 
Çocukluğumu yaslandıklarımın, benden geçerken ölümü yavaş yavaş, kirli bir tepsinin içinde kırık bardaktaki çayın acıyla karışık, öldürmeyen fakat zehirleyen sunuşlarını seyretmesine ve hala yanımda olmadıkları halde, içimde yaşamalarına müsaade etmemi ve onlara tutunamadan sadece dönmelerini beklerken bana, kıvranışlarımın beni nasıl tükettiğini seyretmesine üzüldüm;

Yirmi yılda üç kez gördüğüm yakınımla, sanki dün ayrılmışız gibi sohbetimiz ve sanki hiç olmamış, yeni doğan, doğarken annesini kaybetmiş yetim gibi sahiplenmemin ruhuma yaşattığı ızdırapları çekmemi seyretmesini engelleyemediğimde üzüldüm…

Bu hayat! yaşarken benden alıp götürdüklerinin eşliğinde, avuçlarım içinde tuttuğum yüreğime bıraktığı vedalardan ve acılardan başka bir şey deği. 

Zamanın beni gerçekten harcadığını yirmi beş yıldan sonra dün akşam üstü, sesiyle buluştuğum arkadaşım Rabia ya merhaba dediğimde anlamıştım.
Meğerse gerçekten ağlamaları,ayrılıkları yaşamışım, bitecek bir rüya değilmiş.
Sanki uyanacak ve yarım bıraktığım çocukluğumdan devam edecektim. 
Bilmiyorum anlayamadım, inanmış mıydım, inanmayı mı istememiştim?… 

Cazgeçenlerim!! Şimdi nerelerdesiniz, neler yapıyorsunuz? 
Belki de pencerenizden seyrediyorsunuz çocukluğumuzu, biriktirdiğimiz heveslerimizi, eften püften kavgalarımızı, 
bu günümüzü aklımızın ucuna bile 
sanki hayat o gün gibi devam edecek sandığımız yaşadıklarımızı… 
Pişman mısınız yaptıklarınıza? 
Yâda yapmadıklarınıza? 

En çok saflığınızı özlüyorum, haberiniz var mı bilmiyorum? Sizden sonra her şey çok zordu, kolaylığı olmadı yaşadıklarımın, seçildiğim fakat seçmediğim hayatın, mutluluğumu engelleyici tavırlı gardiyanı asla terk etmedi beni…
Sizden sonra geçtiğim yollarda gördüklerimden bazılarını sevmiştim, fakat dönemedim, 
geride bıraktıklarımsa bana dönmedi… 
Nedenini biliyorum, ama artık yoruldum;! 
Varsın olmasın sizden sonra arada bir kazandıklarımda! Ben sizin içinizde kaybettiğiniz çocukluğumuzu özlüyorum,,, hem de çok…

”Bir gün eskitirler bunu sadece eskitmek isteyenler yapar” demişti yüreğim ve gerçekten yakınlarım eskitti her şeyimi. 

Sizi çok sevdim haberiniz olmadı, sancılarım ve zamanı erteleyişim oldunuz, sığmadınız içime, mevsimler değişti, dönemeçler geçtim, ufuk lacivertti,
Güneş siyah ve yakıcı, 
yıldızlarada bakamadm bana durmuyorlardı artık,gökyüzünde bildiğim yerlerde bulamadım, hâlbuki sizinleyken başımın üstündelerdi… 

Çok zor günlerim oldu uzaktayken, bunca acı bunca ayrılık beni çocukluğumdan, yaşlılığıma, arada kalan yaşamımı yok ederek getirdi. 

Siz bunları okurken belki de yanı başınızda ve hala size özlemle yaşamaktan kurtulamamış…! 
Dedim ya bu benim payıma düşenlerdi; Unutmadım sizi. 
Birbirimizle hiç konuşamadan büyüdük bilmiyormusunuz, ellerimizi birbirimizden çabuk çektik, hiç tereddüt bile etmeden. 
Siz bana beni özlediğinizi hiç söylemediniz, bu asla olmadı biliyorsunuz. 

Nedenini bilmediğim başka acılarda var içimde,siz ise buna dâhilsiniz. 
Merakımdan soruyorum;.Mutsuz olmam sizde neyi değiştirdi? hayat sizden de 

İşte böyle; Kalbimde acı ve ben tek başınayım, bizi bir arada tutan evimizi, soframızı bayram arifelerindeki telaşımız, sabaha başucumuzda tuttuğumuz ilk topuklu pabuçlarımızın verdiği mutlulukları bir daha asla yaşayamadım;
Sizde neler oldu bilmiyorum, ama bilmeden yaşamak zor geliyor… 
Şimdi telefon açsam sizden birine, söyleyeceklerinizden yada söylemeyeceklerinizden duyduğum korkuyu, vazgeçmişliğinizin bana yaşattıklarını ve yaşatacaklarını anlatamayacak olmaktan da korkuyorum… 
Yani demem o ki çok zor günlerim oldu çooook, siz hiç bilmediniz, 
belki bende sizi..

Sevinçlerim de bitti, değişir sanıyordum,
şimdi size anlatmak değiştirir mi bilmiyorum yaşadıklarımı…,,
yâda bilmeyin en iyisi… 

Ağzımdan çıkan tek bir gerçeğin bile sizin tarafınızdan bana dönük tuzak kurmak için bükülmesine katlandım. Ömrümü verdiğim şeylerin bir gün başıma yıkılmasını siz seyrederken, ben eğrimli, yıpranmış aletlerle onları yeniden onardım. 
Panik içine düştüğünüzde bile sebebini benden bildiniz.. 
Arada birde olsa kazandıklarımı sizinle tehlikeye attım. Ve kaybettiklerimle ilgili tek kelime bile etmeden….

Yüreğimin kanamalarına rağmen sizi sevmesi için zorladım, size gelmek için düştüğümde yola,yorgun olduğumda kendime yaslandım…

Yeryüzünün üstündekilerde, altındakilerde benim dedim, bağlandım. 
Ne çabuk unuttunuz, abımızın bedeninin koca bir arazide ölü bulunmasının acısına, ve babamız öldü akşam ezanı okunurken, tam da yemek vaktiydi, kurşunu yedi….
Ummazdım kendimden, biteceğimi, sanki hayatıma geldi kurşun ve ben hala babamın cenazesindeyim…….

Ne çabuk alıştınız yokluğuna, İstanbul un en küçük caddesinde en küçük arabanın, kocaman yürekli annemizi öldürmesine, biliyor musunuz ben hala uyanmayı bekliyorum hemde tek başıma uyurken;

Hep kardeş kalacak değilmişiz, öyle dediniz, içim çok ağrıdı, hiçbir ayrılık ama hiçbir ayrılıkeski bir gelinlikle size veda ettiğim o gün kadar acı vermedi bana, fakat bilmelisiniz ki, hiçbir zaman bu kadar tok kalmadı yüreğim ızdıraplara… 

Kardeşlik bu sistemde ancak bu kadar sürermiş meğer… 
AHMET ARİF’ ten sonra sevmedi hiç bir kardeş kardeşi o kadar… 

En çok bayram arifelerinde kanım akmıştır, tıpkı babamtıpkı annem, abim hatta sevdiğm adam gibi, hiç bir doktorun müdahalesi durduramaz akan kanımı,
artık iflah olmaz yüreğim….bedenim diğer tarafa yola çıkmak üzere….

Evet sevgili kan yakınlarım,,,,,can bildiklerim,,,,, çocukluğumda kalanlar!!!!bilmelisiniz ki; Sadece siz vazgeçmediniz benden… 
Hayatta geçti……
Siz rahat kalmadınız bende 
yinede 
HOŞÇAKALIN

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: