Ülkemizde Sigara

 “Kolomb, Amerika’yı keşiften döndükten soma Sevilla ve Barselona’nın kalabalık caddelerinden bir tören havasında geçerken beraberinde getirdiği tuhaf ve paha biçilmez pek çok şeyi, o ana kadar hiç tanınmayan bir ırkın kırmızı derili insanların, hiç görülmemiş hayvanları, çığlıklar atan rengarenk papağanları, hantal ve ağır yürüyen tapirleri ve kısa bir süre soma Avrupa’yı kendilerine vatan edinecek olan bitkileri ve meyveleri, Hint buğdayını, tütün ve Hindistan cevizini halka gösteriyordu”.

Kristof Kolomb’un 15 yy sonunda Avrupa’ya tanıttığı denizcilerin kolayca alıştığı tütün tüm dünyaya hızla yayıldı ve “sanki kanayan Amerika topraklan, kutsal tütün bitkisi aracılığı ile ilkel sahiplerinin öcünü aldılar”. Gerçekten de, gelişmiş batı toplumlarında erkeklerde görülen kanserlerin %40-45%’i, tüm nüfusta izlenen kanserlerin ise %30’u sigaraya bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Akciğer kanserine bağlı ölümlerin %80-90’ı, kronik akciğer hastalıklarına bağlı ölümlerin %75-90’ı ve koroner kalp hastalığına bağlı ölümlerin ise %25-30’u sigara ile ilişkilidir. Bin dokuz yüz doksanlı yıllarda dünyada sigaraya bağlı bildirilen ölümlerin toplamı üç milyon/yıl olup bu sayının 2020 yılında on milyona ulaşacağı öngörülmektedir.

Ülkemizde durum ise dehşet vericidir. Yapılan çalışmalar, 15 yaş üstü erkeklerin %62.8, kadınların %24.3 ve tüm nüfusun ise %43.6’sının sigara kullandığını ortaya koymaktadır. Türk Kalp çalışması sonuçlan bu oranın erkeklerde %53.3 ve kadınlarda ise %19.3 olduğunu göstermektedir (Mahley  R ve ark ‘Turkish Heart Study Journal of Lipit Research, Cilt 36, sayı 4, 1995). İlginç olan sigara içme oranlarının gerçekte sosyal bir model olma sorumluluğu taşıyan hekimler ve öğretmenler arasında çok yüksek olmasıdır. Erkek hekimlerin %54.9 ve bayan hekimlerin %39.5’i sigara içicisidir. Erkek öğretmenlerde sigara içme oranı %62.4, bayan öğretmenlerde ise %33.8 bulunmuştur. Oranların ülkemiz ortalamasının üstünde olması ibret vericidir. PİAR’ın 1988 yılında yaptığı çalışmaların sonuçlan da şaşırtıcıdır. Batı toplumlarının tersine sigara içme sıklığı ülkemizde eğitim düzeyi ile paralel olarak artmaktadır. Okula gitmeyenlerde sigara içme gram %26, ilkokul mezunlarında %47, ortaokul mezunlarında %52, lise mezunlarında %45 ve üniversite mezunlarında %59 ‘dur. Yaşanan dehşet bununla da kalmıyor. Yine PİAR’ın 1988 yılında yaptığı çalışma sonuçlan dikkate alındığında ülkemizde sigaraya içicilerinin %20’si 11-14 yaşlan arasında, tüm içicilerin ise %83 ‘ü 21 yaşından küçük bir yaşta sigaraya başlamaktadır. İlk öğretim sekizinci sınıf öğrencilerinde yapılan bölgesel bir çalışmada erkek öğrencilerin %11.5i ve kız öğrencilerin ise %1.9%’unun sigara içiyor olduğu gösterilmiştir.

Ülkemizde kişi başına düşen sigara tüketimi, .”1979 yılında 1837.adet/yıl (4.7 adet/gün) iken bu oran 1984 yılında 2696 adet/yıl (7.6 adet/gün) değerine yükselmiştir. Üzücü olan nokta, tüm dünyada sigara kullanım hızı belirgin biçimde azalırken ve sigaraya karşı büyük bir savaş verilirken ülkemizde hemen pek az şey yapılıyor olması ve tüm çabaların sadece gönüllü dernekler ve sivil toplum örgütleri aracılığı ile yürütülüyor olmasıdır.

Ülkemizde içiciliğin yaygınlığı elbette ki sadece içen kişilere zarar vermemektedir. Eşi sigara içen kadınlarda kanser riskinin arttığı ve tüm akciğer kanserlerinin %20-30’unun çevresel sigara dumanından kaynaklandığı iddia edilmektedir. Aşırı sigara dumanı ile temasta olan kişilerin kalp damar hastalığına yakalanma riski %30-50 oranında artabilmektedir. ABD ‘de, istemsiz sigara içme sonucu her yıl 37.000’i kalp hastalığı, 3700’ü akciğer kanseri ve 12.000’i diğer nedenler olmak üzere yaklaşık 53.000 kişinin yaşamını kaybettiği kaydedilmektedir.

Sigaranın elbette bir de ekonomik zarar boyutu var. Günde ortalama bir paket sigara içen birinin yıllık sigara masrafının 700 milyonun üstünde olduğunu da unutmamak gerekir. Söz konusu rakam, asgari ücretin aylık 200 Milyon sınırında olduğu bir ülkede hiç de küçümsenecek gibi değildir.

Unutulmamalıdır, sigara içen her iki kişiden biri sigaraya bağlı bir nedenden ölmektedir. Bu risk göze alınabilir bir risk değildir.

Hazırlayan:Dr. Mustafa Çetiner

Latest posts by ygafmin (see all)

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir