MERHABA CAN

Merhaba can;

 

Şimdi sana öyle hasretim ki yüreğim yanıyor.Kainatın tüm akarsuları yüreğime aksa söndürmez bu yangını.Söze nasıl başlamalı bilemiyorum.Başkalarının duygularına tercüman olan dizelerimizin kendimize gelince dili tutuluyor,anlamını yitiriyor adeta.Ne bir araya yaklaştırabiliyor-uz nede anlatmak istediğimizi anlatabiliyoruz.Ben seni öyle sevdim ki senin için yaşamayı göze aldım.Tüm değerlerimden vazgeçtim,hatta kendimden bile.Sen oldum.Öylesine sen oldum ki her an her dakik a dimağımı sen doldurdun.Şöyle bir durumda var.Hani derya şair ;’’Aşk romantik bir eylem değildir.’’Ve bu yüzden kendimden vazgeçerek senin derdinle dertlendim, senin mutluluğunla mutlu oldum.Aşkta iki aşık olmaz der yine şair.Biri aşık biri maşuk olmalıdır ki o aşkın tadı olsun.Aşık pervaneler gibi dönüp durur aşk ateşinin etrafında.Maşuk naza çeker, aşık niyaz eder yanar aşkına…Yansam da yakılsam da her daim niyaz dayım sana.
Evet can.Rabbin bir tevafuku dur ki hiç beklemediğim bir anda çıktın karşıma.Kendini öyle bir sevdirdin ki unutmak mı asla mümkünü olmayan bir mevzu.Ben seni her halinle sevdim.Bana çektirdiğin çilede olsa ben lütuf saydım çilesiyle de güzel buldum bu hali.Biz Dünya yada ayrılık hasletiyle gelmedik mi?Ayrılmadık mı o yüce sevgiliden.Ve ona tekrardan kavuşma çabasında değil miyiz?


Ah cancağızım öylesine zor ki bu belirsizliğe katlanmak.Ben seni öyle sevdim ki anlatamam.Anlatamadım da zaten. Sevgi dillendirmeye gelmez.Yaşamak lazım, yaşatmak lazım.Gel gör ki aramızda ki coğrafi uzaklık buna engel oldu.Ben sana olan aşkımı ibadetten saydım hep.Günde okunan beş vakit ezan gibi rabbime olan ibadetimden sonra sen doldurdun gönlümü.Huzur verdin.Seni sevdikçe sana bağlandıkça daha sıkı tutundum hayata,daha bir güçlendi ibadetim.Ah cancağızım nedir bu ayrılığın sebebi?


Ey can ben senin her halini sevdim. Hatta beni üzsen de sevdim. Şükrettim yaratana beni üzse de bir anlayanım bir yoldaşım var dedim. Ama şimdi beni öyle bir yolun ortasında öyle zor bir durumda bıraktın ki ne halden anlayanım kaldı ne gönül derdimi bilenim. Perişanım be can. Hani sana dedim ya üzülmeyeceğim diye. Yalandı sana ilk defa yalan söyledim. O konuşmadan sonra saatlerce ağladım. Yetmedi gidişini kabullenmeye sokaklara attım kendimi. Islandım alabildiğine yağan yağmurda. Yetmedi can yetmedi neler neler geçti aklımdan. İşe verdim kendimi olmadı, yazdım çizdim olmadı, gözlerim dönüp dolaşıp resimlerine takıldı. Ah cancağızım, ne zormuş ayrılık denen hal. Yaşadığın şehri gün be gün takip ettim. Tüm haberleri taramak, saatlerce telefona takılı kalmak, senden gelecek boş bir mesaja bile çocukça sevinebilecekken o mesajın hiç gelmeyecek olması ne zor şey.


Ey can hani diyorlar ya ayrılık ölüme eş diye. Yalan ayrılık ölümden beter. Gün be gün tükeniyorum her şey anlamsızlaşıyor. Aklımda sadece sen. Düzenli yaptığım umursadığım tek şey ibadetim rabbime yakarışım ve seni düşünmek. Onun dışında her şey gelişi güzel devam ediyor. Ne yediğim yemeğin tadı var ne içtiğim suyun. Oysa senleyken ekşi yesem tatlı gelirdi.


Kimsesiz kaldım ey can. Her şey üstüme geliyor. Hayat çok daha fazla yoruyor artık. Dünyanın bütün yükleri benim omzumda san ki. Beni kimsesiz bırakma can. Beni yokluğa sürükleme. Anla yeniden adlandır. Yeniden kalıba koy bu sevdayı. Yeniden huzurla doldur bu gariban yüreği. Ben seni hiç görmeden sevdim can. Hem de çok sevdim. Hiç elini tutmadan nefesinin sıcaklığını hissetmeden seni yüreğime koydum. O yürek öylesine huzurla doldu ki anlatmaya kelimeler kifayet etmez. Şimdiyse huzuru olmasa da yine seninle dolu bu yürek. Ve her daim sen olacaksın o mekanın tek sahibi. Şimdi bir şey söyle,gel mekanına sahip çık viran olmasın bu yürek.Sensiz olmuyor can sensiz yaşanmıyorrrr…


Abdullah KARTAL

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

14 − thirteen =

%d blogcu bunu beğendi: