|

Mektup 24
Artık aldanmak istemiyorum. Beni sevgilerinin ölümsüzlüğüne inandır,
korkulardan, şüphelerden kurtar. Hiç aldanmamışların o engin iç rahatlığına
hasretim. Ayıkla, arıt beni... Bütün insanlar aldanıyormuş, sürekli bir
aldanmaymış yaşamak... Ne çıkar? Ben artık aldanmak istemiyorum ya! Sen ona
bak... Onun için seni erişemeyeceğin bir yere çıkarmayacağım, olduğun gibi
seviyorum seni. Olmanı istediğim gibi değil... Hiç olamayacağın gibi
değil... Neredeysen orada dur... Nasılsan öyle kal...
Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım
seninle. Yanımda olduğun zamanlar nasıl apaydınlık oluyorum, nasıl içim
huzurla doluyor, görmüyor musun? Gözlerimin derinliğine bakma; başın
dönmesin... Gelecek günleri düşünme, korkma büyük hazlar yaşamaktan.
Erişemeyeceğin hiç bir mutluluk yok. "Yaşadım" diyemeyeceğin hiç bir günün
olmayacak benimle...
Hiç aldatma beni, hiç yalan söyleme... Bir gün aldatsan bile; aldandığımı
senden öğrenmeliyim önce. O zaman ölsem de mutlu ölürüm, inan... Biraz da
olsa inanmış ölürüm.
Aldanmak...
En büyük yıkıntısı iç dünyamızın...
Aldanmak...
Ses veren üç telimizden birinin kopması...
Aldanmak...
O en son fakat en kesin kabullendiğimiz gerçek...
Sen hiç aldatma ne olur!..
Yıkılışım da sevgim kadar büyüktür benim. Bırak, kalbimden ses veren bütün
teller ben yaşadıkça sana inanmayı söylesin. Sana kayıtsız, şartsız inanmak
olsun; bütün kazancım yaşamaktan. O zaman her şeye katlanırım. Korkulardan,
endişelerden uzakta her saniye yaşadığımı bilirim. Çaresizlikler beni
korktumaz. Şu aşağılık dünyanın hiç bir acısı seni sevmeyi unutturamaz bana
artık.
İnanmak; seni düşündükçe söylediğim bir şarkı olmalı dudaklarımda...
İnanmak; gökyüzünün en karanlık zamanında bile görebileceğim bir yıldız
olmalı...
Dağlardan, denizlerden esen serin rüzgarlar gibi, senden gelen bir şey
olmalı inanmak. Kimi gün kalem olmalı parmaklarımda, kimi gün kulağımda
musuki, gözlerimde ışık olmalı. İçtiğim suda, yediğim ekmekte sana tüm
inanmanın tadını duymalıyım. Her sabah ilk ışık, sana inanarak yaşayacağım
mutlu bir gün getirmeli bana. İşte o zaman yokluğuna bile dayanabilirim,
özlemlerim daha derin bir anlam kazanır. Seni beklerken şüphelerin o
kahredici zehiri ile, geciktiğin her saniye bir defa ölmem.
Artık aldınmak istemiyorum. Seni aldatmak zevkinden sonuna kadar mahrum
edeceğim. Beni aldatmanın acısını da, sevincini de hiç tattırmayacağım sana.
Çünkü, aldattığın zaman; yemin ediyorum yeryüzünde olmayacağım. İnanmışlığım
ölüme kadar sürsün, bırak...
Zarımı son defa senin için atıyorum!..
Ümit Yaşar Oğuzcan
©yazgulu
« |