YAŞAMAK, SEVMEK VE ÖĞRENMEK

Aşıklar sadece daha iyiyi umut etmeyi değil, onu yapmak için çaba göstermeyi de öğrenirler. Aşkı sıradan şeylerin tutsağı yapmak, onun tutkusunu almak ve onu sonsuza kadar yitirmek demektir. 

Gerçek sevgi, kimin daha kârlı çıkacağını düşünmeden bir insana vermeyi düşünmektir. 

Engellere üzerinden aşılacak fırsatlar olarak bakarsak  sadece çözüm bulmakla kalmayız, kendimizin genel sorun çözme yeteneklerimizi de artırırız. 

Sevgi yetişmek için en verimli toprağı sunar bize. Sevgi, eski yaraları açmak değildir, onları kapatmaktır. Ayağa kalkıp yaşamaya devam etmek demektir. 

Kalp; tutkularımızın yaşadığı yerdir. 
Çok narindir, kolayca kırılır ama inanılmaz derecede esnektir. 
Kalbi aldatmaya çalışmanın anlamı yoktur. 
Onun yaşaması bizim dürüstlüğümüze bağlıdır. 

Yaşam; sevgiyle de korkuyla da yürütülse her zaman 
bir serüvendir. Korku; yaşamın sınırlandırılmasıdır, hayırdır. 
Sevgi; yaşamın özgürlüğe kavuşturulmasıdır. “Evet” deyin. 

Derdin ne kadar oturmuş, görünüşün ne kadar umutsuz, 
yanlışın ne kadar büyük olduğu hiç fark etmez. 
Sevgiyi yeteri derecede anlamak hepsini yok edecektir. 

Olgun insan, pek çok yol, pek çok çözüm ve 
pek çok sonuç olduğunu bilir. Sevgi kusursuzlukta ısrar etmez. 
Ama kim olduğumuz ve nasıl davrandığımız arasındaki 
önemli ilişkiyi fark etmemizi gerektirir. 

Ne kadar akıllı ya da duyarlı olursa olsun 
herkesin yanlışlık yaptığını ve herhalde de yapmaya 
devam edeceğini görüp bilmek rahatlatıcı bir şeydir. 
O yüzden; neden kusurlarımızı kabul edip,
insan soyuna katılmıyor ve rahatınıza bakmıyorsunuz? 

Kendilerine inananlar ve yaşadıkları an’a güvenenler 
yaşamı en keyifli bulanlardır. Bunlar, geçmişin pişmanlıklar değil, 
anıları depolayacak bir yer olduğunu, geleceğin korku değil, 
umutla dolu olması gerektiğini öğrenmişlerdir. 
Ve bizim sadece günümüze ihtiyacımız vardır. 

Sevmekle geçen bir yaşam; asla sıkısı olmayacaktır. 

“SENİ SEVİYORUM” demekten asla bıkmayın ve sakınmayın. 

Sadece kalp için hasat zamanı yoktur. 
Sevgi tohumu sonsuza dek yeniden ekilmelidir. 

*Leo Buscaglia

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: