Küçük çocuk deniz kenarında gördüğü yassı taşın güzelliğine hayran olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Rüyalarını süsleyen bisiklete kavuşmak için elindeki taşı satmalıydı. Bir kuyumcuya gitti. Dükkân sahibine: “Bu pırlantayı deniz kenarında buldum.

San Fransisco’ nun yıkık dökük bir mahallesinde, yoksul koşullar içinde doğan bir gencin hikâyesi:

Seçtiği amaçlar kendisi dışında herkes için imkânsız görünüyordu. Bu delikanlı, futbol yıldızı Jim Brown’un hayranlarındandı. Bu delikanlı yetersiz beslenme nedeniyle geçirdiği hastalıktan sakat kalmış, altı yaşındayken bacakları eğrilmiş arkadaşları tarafından “kalem bacak” diye kızdırılıyordu. Ama o kafasındaki kahramanı gibi bek oyuncusu olmayı kendine amaç edinmişti. Cebinde futbol maçlarına kadar gidecek parası da yoktu.

On üç yaşında bir maç sonu dondurmacı dükkânına girdiğinde karşısında çocukluğundan beri hayranı olduğu kahramanı gördü. Ona:

“Ben sizin en büyük hayranınızım ve sizin her kırdığınız rekoru, her kaybettiğiniz sayıyı bilirim.” dedi. Jim Brown gülümsedi: “Bu harika bir şey.” diye karşılık verdi. Ve çocuk büyük bir ihtirasla:

“Bay Brown, ben günün birinde sizin her rekorunuzu kıracağım.” Futbol efsanesi gülümsedi:

“Harika! Evladım, adın ne senin?” Çocuk bir kulaktan bir kulağa sırıtarak:

“Orenthal” efendim; “Orenthal James Simpson…”

O. J. Simpson gerçekten de Jim Brown’un bütün rekorlarını kırdı, yerine kendi rekorlar anıtını dikti. Amaçlar nasıl oluyor da böyle inanılmaz bir güç yaratıyor. Amaç seçmek, görünmezi görünür kılmanın ilk adımıdır ve hayattaki tüm başarıların temelidir.

Amaçları seçtikten sonra, hemen arkasından bir plan geliştirmek için büyük çapta ve sürekli biçimde eyleme geçmek gerekir.

Anthony Robbins

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: