Keşkelerim vardır

Keşke”lerim vardır sandığımda. Kimi zaman ben çıkartırım bir vesileyle. Çıkar çıkmaz da, içimi kanırtır, ruhumu kemirir. Kimi zaman başkası uzatıverir elini sandığıma. Bir hazine bulmuşçasına sarılır ve saplayıverir yüreğime; çeker gider, yüreğimdeki “keşke”yle. Cevap verilemez bir soru, hesap verilemez bir suç, ödenemez bir diyet olarak ve her an yeniden çıkmak üzere, durur bir köşede.

“Bazen”lerim vardır. Hiç yapmadığım, ama yapmıyorum diyemediğimde, kaçamak bir cevabın içine karıştırdığım. Hep yaptığım, ama yapıyorum diyemediğim cümlelere mahçup bir edayla eklemlediğim. “Bazen”lerim vardır, “hep” olması gerekirken, “bazen” olarak kalan. “Bazen”lerim vardır, bir “asla”ya sahip olacakken, fırsatı kaçırdığım.

“Belki”lerim vardır, “mutlaka”dan kaçarken sığındığım. Temkinli bir iyimserlikte endişeyle, tereddütlü bir kötümserlikte umutla telaffuz ettiğim. Umutsuzluğun da, umudun da bir önceki durağı.

“Ben, hiç…”lerim vardır. Bazen bir eksiklik olarak gördüğüm, bazen gururla söylediğim. “Ben bir keresinde” olmasına ramak kalmışken sahip oluverdiğim. Bir yol ayrımında bu yolu değil o yolu seçseydim, “ben, çok…” olacak olan… Kimi zaman beni ben yapan, kimi zaman beni ben olmaktan çıkaran…

“Asla”larım vardır ve olmalıdır da. Yeri gelmediği için yapılmadığından değil, her hal ve şartta “asla” olarak kalabilen… Bir inat değil, bir prensip olarak… “Ben var ya ben” büyüklenmesiyle değil, tevazuyu hiç kaybetmeden… “Bazen”lere kurban edilmemiş, “keşke”lere dönüşmemiş, “belki” belirsizliğine düşürülmemiş olarak “Ben hiç…” cümlelerine yerleşebilen “asla”lar…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: