Dilde olanı var; dile düşeni..

Dilde olanı var; dile düşeni…
Hafif bir rüzgârda söneni…

Fırtınada daha bir alev alanı…
Bir elbise gibi giyinir kimisi…

Yağmur olur sırıl sıklam…

Bir rüzgâr eser…

Hani dolanır ya her yanını…

Ne bileyim çağıldar ya sular…

Taşar ya…

Aşıp aşıp hani bir arayışın “adı” olur ya…

Hani bir çığ; dağlardan, hey!

Hani bir çığlık yankı yankı…
Aşk, çok tanıdık sanki…

Hiç yabancı gelmiyor…

Oturup konuşuyoruz sık sık…
Bir gece göz kırpıyor yıldızlar gibi…

Dolunayın selamını aldın mı mesela…

Dallarda salınırken narlar… seyrettin mi?

Yağmurlar parıldarken ince bir inci bir bakışla…

Hani kitap sayfalarında nefes nefese bir koşu…

Huşu belki de…

Hastanın dua diyen gözleri…

Pencereye doluşması kumruların…

Mesela tam da ortasındayken baharın; kapı zilinde asılı kalması bir ölümün…

Sayfayı Arkadaşına Gönder.
Arkadaşınızın E-postası
Mesajınızı buraya girin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir